Efes'in Muzip Rehberi Soner Ertuğ'un Anısına

Ekim 09, 2018

 Merhaba sevgili dertli dostlarımız. Büyük üstat Cemal Süreya'nın dizelerinde söylediği gibi "Her ölüm, erken ölümdür." Ama bazı ölümler vardır ki, gerçekten çok erkendir. Bazı kimseler, tıpkı bundan yedi yıl önce aramızdan ayrılan sevgili arkadaşım Soner Ertuğ gibi erkenden göçüp giderler bu dünyadan...
 Bu yazıyı kaleme alma sebebim, sizleri dertlere kederlere sevk etmek değil elbette. Asıl ölüm ne zaman gerçekleşir bilir misiniz? Bir insan tamamen unutulduğu zaman... Ve amacım burada size anlatacaklarımla, sevgili arkadaşımı ölümsüz kılmak...
 Arkadaşım Soner Ertuğ, çocukluğunu Hollanda'da geçirmiş bu nedenle Flemenkçeyi çok iyi konuşabilen biriydi. Ailesi Hollanda'dan Türkiye'ye dönüş kararı aldıktan sonra, öğrendiği bu dili, Türkiye'de rehberlik yaparak geçim kaynağına dönüştürmüştü. Kuşadası'nda yaşayan Soner, yaz aylarında tur şirketlerinde çalışır, Hollandalı turistlere Efes, Şirince, Pamukkale gibi turistik yerleri gezdirirdi. Ancak Soner'i diğer rehberlerden ayıran birçok özelliği vardı. Hatta onun bu özelliklerini bilen turistler, Türkiye'yi ikinci üçünü ziyaretlerinde mutlaka Soner'in turist kafilesine katılmak isterlerdi.
 Soner son derece esprili, muzip bir karakterdi. Bir keresinde kendisiyle Efes turuna katılmıştım. Burada gördüğünüz fotoğraf da o gün çekildi. 


  O kadar eğlenceli geçmişti ki o gün, özellikle Antik Roma'nın şu meşhur yan yana, ismi "latrina" olan tuvaletlerinin önünde turistlere buranın ne olduğunu anlatırken, bazı turistlerin karınlarını tutarak kahkahalar attığını hatırlıyorum. 
  O gün aynı kahkahalar bir de Efes Antik Kentinin meşhur genelevinin kalıntıları önünde patlamaya başlamıştı. Çünkü zamanın Efes'li beyleri, şehrin kütüphanesinden bu geneleve gizli bir geçit açmış, eşlerine kütüphaneye gidiyorum diyerek, evden çıkıp, bu aşk evinde gönül eğlendirmekte imiş. Tabii bunlar Soner'in mizahıyla dile geldiğinde, çok daha eğlenceli bir hal alıyordu.
 Efes'e gidenler bilir, şehrin giriş kapısından aşağı doğru ilk baktığınız andan itibaren yüzyıllara dayanan yaşanmışlığı bir anda ruhunuzda hissetmeye başlarsınız. Soner, turist kafilesi ile şehrin kapısına geldiğinde herkese döner ve derdi ki " Bir zamanlar bu şehir, dünya medeniyetinin temellerinin atıldığı ilk yerlerdendi. Eğer bakmasını bilirseniz, bu şehirde hala bembeyaz kıyafetleri olan, başlarında zeytin dalı taşıyan antik Romalıların varlığını hissedip, onları bu kalıntılar arasında görebilirsiniz" derdi. 
 Efes'te rehberler kendi turist grubunu kaybetmemek için tur şirketinin flaması, bayrak gibi objeler kullanırlar. Hareket vakti geldiğinde bunları yukarı kaldırıp sallayarak, turist grubunun kendisiyle yürümesini sağlarlar. Soner ise, sırf muziplik olsun diye kırık bir radyo anteninin ucuna, kırmızı bir kurdele bağlayıp, onu elinde sallayarak turistleriyle yürürdü.
  Soner öylesine yaşayarak anlatırdı ki Efes'i, sanki gerçekten zamanında orada yaşamış gibi...Eğer reenkarnasyon gerçekse, kendisinin de daha önce bu şehirde yaşamış bir köle, ya da sıradan biri olduğunu düşündüğünü söylerdi hep... Ve sanki anlamış gibi aramızdan erkenden ayrılacağını, "hissediyorum benim çok uzun bir ömrüm olmayacak" derdi. 
   29 Ocak 2011 tarihinde Soner'in bu düşüncelerinde yanılmadığını anladı herkes. Zaten çok narin ve zayıf olan bünyesi, yakalandığı ağır bir zatürreyi kaldıramamış, beklenmedik bir şekilde henüz 38 yaşındayken aramızdan ayrılmıştı...
  Tüm bunları size anlattım ki, bir gün olur da yolunuz Efes'e düşerse beyaz kıyafetli Antik Romalıların ruhuyla birlikte, bu muzip rehberin varlığını da oralarda bir yerlerde hissedin diye... 
    Huzurlu uyu arkadaşım...

Benzer İçerikler

4 yorum

  1. ah ya ne tatlı biriymiş kiiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok iyi bir insandı gerçekten. Bünyesi hep çok zayıftı. Bazen bize yemek yerken" yemekler bitti, şimdi evin duvarlarını da yiyeceksiniz yeter!" :) diye kızardı. Çünkü kendisi hep iştahsızdı. Demek ki bir hastalığı varmış ve hiçbirimiz anlayamadık bunu.... Yaz ayları daha da zayıflardı turlara giderken. Ama şevkle, aşkla yapardı işini... Huzurlu uyusun arkadaşım...

      Sil
  2. Ben tanıyorum bu arkadaşı ya! Rahmetli aklıma geldi bugün rehber arkadaşlarla konuştuk. Hakkında Kuşadasında bi haber yapılmıştı. Hala duruyomu diye Googla aratayım dedim. Bu yazıyı buldum. Ben seni de tanıyorum dert anası. Senin adını unuttum ama Ben Ercü. İngilizce rehber. Hani sen İngilizce öğreniyordun o ara. Bana sormuştun nasıl kolay öğreneyim diye. o zamanlardada hep birşeyler yazıp çizerdin anlattıydın. Hatırlarsın beni ya... Hani Soner Şirinceden şarap getirmişti. Şeftali şarabı. Ben de gelmiştim. Hep beraber içmiştik. Fotoğraftaki kişi isen, karşılaştık seninle Kuşadasında. O günü de çok net hatırlıyorum. Hatta orda kaldığınız süre içinde çok karşılaştık. Rahmetli Sonerde kalıyordunuz tatile gelmiştiniz. Efese gittiğiniz gün bende turist götürmüştüm efese. Hey gidi günler ya... Çok genç yaşta kaybettik. Çok zayıftı zaten demek hastaymış dediğin gibi... Ölüm haberini aldığım günü unutamam. İstanbula gitti dediler. Bir haber geldi hasta diye birkaç gün içinde ölüm haberini aldık. Şoktu hepimiz tüm rehberler için. Hala zaman zaman Efese turist götürdüğüm zaman Soneri anarım. Onun esprilerinden arakladığım da olmuştur. Huzurlu uyu kardeşim dostum... Sana da teşekkürler dert anası, arkadaşını unutmadığın vefalı davrandığın için...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ercü merhaba. Tabii hatırladım seni. Çok memnun oldum beni bulmana. Adımı unutmuşsun Gülhan ben. :) Efes'te karşılaştığımızı hatırlıyorum. Hatta anfi tiyatroya çıkacak gücüm kalmamıştı o kadar yorulmuştum ki, orada karşılaşmıştık tam. :) Şirince şarabını da hatırlıyorum İngilizce hakkında sana sorduğum soruları da:) Nereden nereye değil mi. Evet hala bir şeyler yazıp çizmeye devam ediyorum gördüğün gibi. :) Soner'in ölümü beni de çok üzüyor. İnanmak istemiyorum. Hatta bazen yanlış duymuşuzdur, olmamıştır böyle bir şey demek istiyorum ama maalesef gerçek bu... Çok teşekkür ederim yorumun için.

      Sil

Popüler Yazılar

Bizi Facebook'ta Takip Edin

Subscribe