Derdin Anası Var:)

Aralık 06, 2018


    Bizim sayfamızı ziyaret edip, burada dert dinlediğimizi, kendimizce önerilerde ,tavsiyelerde bulunduğumuzu anlayınca illa ki aklınızdan "Bu iki delinin kendi derdi yok mu da elalemin derdiyle uğraşıyorlar?" gibi bir şeyler geçmiştir :)

 Derdimiz hiç olmaz mı?? Kilosuna para istesek, milyoner oluruz da hani derler ya, "Terzi kendi söküğünü dikemez" Bizde de o misal :)  Bazen bize gelen soruların, dertlerin benzerleriyle arkadaş, aile çevresinde karşılaşmışızdır. Ve tecrübe edinerek "haa durum böyleyse, daha önce eşimin dostumun da başına geldi. Şu adımları izledi ve böyle oldu" diyerek dert sahibi arkadaşlara, daha önce yaşanılmış adımları tekrarlayıp, hüsrana uğramaması adına farklı yollar gösteriyoruz. Neyse lafı uzatıp, kendimi hem sizi karıştırmadan konuya girelim. 

  Bu sefer dert anası olarak çok üzüntü duyduğum bir konuyu size anlatacağım. Veee bu sefer sizin bana dert analığı yaparak tavsiye de bulunmanızı isteyeceğim :)

 Hazırsanız başlayayım! Olay biraz uzun, malum ben de (Aso) özet geçemiyorum. Tam kapsamlı anlatayım ki, ekstradan sorular kalmasın havada :)


   2009 yılında, yine internet üzerinden tanıştığım ve zamanla kardeşim, arkadaşım, dostum diye çok sevdiğim bir yakınım olarak hayatımın büyük bir ölçeğine nüfuz etti. (Ehmm gerçek adını kullanmayalım. Neme lazım! diyerek, hemen bi takma isim buluyorum... Heh buldum "Feyza" olsun adı) Feyza'yla biz, 2011'e kadar hiç yüz yüze gelmedik. İkimiz de aynı şehirde yaşamamıza rağmen... O zamanlar ya ben çalışıyordum ya o falan bir türlü denk gelemedik. Ama her gün, hhheerrr güüünn konuşuyorduk. Öyle bir arkadaşlık, kardeşlik bağı kuruldu ki aramızda. Ben onun her şeyini biliyorum o da benim... Kimselere anlatmadığımız şeyler, abuk subuk düşünceler, fikirler vs. Yan yana geldikten sonra da bu bağ daha da kuvvetlendi :) Hatta onu ponçiğim diye severdim. Ufak tefek minyatür bir şey kendileri.

   Beraber tatile gittik ki, her sene annemlerin yanına giderim ve ilk defa Feyza da benimle geldiği için ciddi anlamda Fethiye'den tat aldım. Gezdim, gördüm, zira o da aynı şekil tat aldı sanıyorum.
2 sene öncesine kadar neredeyse her hafta sonu allem edip kullem edip bir şekilde hafta içinde 3-5 kuruş biriktirip çıkıyorduk. Yani anlatmaya çalıştığım ciddi anlamda beraber vakit geçirmekten büyük keyif alıyorduk. Alıyorduk diyorum ama en azından ben kendi cephemden bakarsam ben keyif alıyordum. Dediğim gibi çok sevdiğim arkadaşımdı.

   Neyse, gelelim 2 sene önce olan olaylara ve asıl derdimin çekirdeğine. (Dedim size, özet geçmeyi beceremiyorum) Feyza, 2 sene önce kurban bayramında benimle beraber Fethiye'ye tatile geldi. Gezdik, tozduk, güldük, eğlendik, sonra da hop İstanbul'a dönme vakti geldi.

   İstanbul'a döndükten sonra, Feyza devamlı beni, onların evine davet ediyordu. Annesi de sağ olsun "Gel kızım, istediğin ev yemeğini yaparım sana." Deyip duruyordu. 2 sene öncesine kadar bekardım ve yalnız olduğum için evde tek başına yemek yenilmiyor diye yemek yapmazdım. Onu da belirtmiş olayım :)

  1-2 hafta sonra  Feyza'lara gittim. Yine gülüyoruz eğleniyoruz kendi çapımızda. Benim o sıralar, 4 senedir konuştuğum biri vardı onun adı "Cengiz" olsun :) Onunla da bu 4 sene zarfında hiç yüz yüze gelmedim. Sadece telefon ve net üzerinden iletişim kuruyoruz o zamanlar bu Cengiz'den hoşlanıyorum tabi.
 Feyza da kaldığım 2-3 gün içerisinde de Cengiz'le konuşuyordum arada. Feyza çok yakınım ya sırdaşım, her şeyim. Cengiz'le de telefonda tanıştırdım Feyza'yı. Instagram falan ekleme, kabul etme derken; bu Cengiz andavalı boş bi laf etti. Biz de Feyzay'la gülüyoruz. Ama boş lafını cezasız bırakmayalım diye de güya girişiyorum ona. Terbiyesiz, Feyza için nasıl öyle dersin? gibilerinden :) Cengiz de  tribe girip, Feyza'yı eklediği gibi sildi her yerden. Diyorum ya, andaval :)))

  Bu yaşananlardan sonra, "Eve döneyim artık" dedim. Beni metroya kadar geçirdi Feyza. Sonra da eve vardım.
Olaylar burada kopmaya başladı.

  Eve döndükten sonraki ilk günler, Feyza benimle normal konuşuyor. Ben o sıra Cengiz'le tekrar tartışıyorum. Feyza'ya anlatınca beni başından def edercesine tepki veriyor. Yine bir şey demiyorum. Malum kendimi biliyorum. Bazen insanları konuşarak boğabiliyorum :))




  Bu olaylar yaşanırken, Cengiz'le baya büyük kavga ettik ve beni engelledi vatandaş. Ve tamamen koptuk onunla. Bunu Feyza'ya anlatırken, normalde söylemediği cümleler kurarak, direk Cengizi savunmaya başladı. En son ben yine Cengiz'in ardından küfür savurup, "Amannn ne hali varsa görsün" gibi bir cümle kurup kapattım konuyu. Daha önce söylediğim gibi, Cengiz'le evet uzun zamandır tanışıyorum, konuşmalar üzerinden bir hoşlanma var ama o kadar. İletişim koptu engellendi diye ahlayıp vahlayacak değilim. Bu yüzden sitttiirrrsin diyorum :)
   O sıralar kulağıma bir akrabamın ailevi sıkıntısının olduğu ve suçlu olarak beni gösterdiğini duydum. Ben de kendimce Face'de "umarım yanılıyorumdur" yazdım. O akrabama gönderme olsun diye:)

  Ve tabii bu olayın ardından Feyza'ya olayı anlatmam lazım! O, her şeyimi bilir!!! heyecanıyla Face'den ona bakıyorum kii, profili yok!!! "Hee Feyza yine Face'i dondurdu deli" dedim. Bu sefer whatsappa yöneldim. Anlatmam lazım, yoksa çatlıycam Ama bir de ne göreyim??? Whatsapp da gitmiş!!!  Yani beniii ya beni! Engellemiş!!!
 Ben tabi şok! Direk telefona sarılıcam ama dakika yok arayamıyorum. Bu sefer diğer sosyal medya hesaplarına yöneldim. Feyza beni Instagramdan da engellemiş! En son swarm'da engellemediğini görerek direk msj attım "Feyza noluyor?? Beni neden engelliyorsun her yerden nolduuuu???" dedim. Cevap olarak "Hadi konuşsana yer yerinden oynasın!" yazdı. Bu yazı, aslında benim Facebook'da o akrabama yönelik yazdığım cümleydi. Ve neden Feyza'nın bunu kendi üzerine alındığını anlamamıştım. Ve tekrar msj atmaya çalışırken, bir de baktım ki swarmdan da engellemiş beni!
  Bunun üzerine annemin face hesabına girdim. Ama annemi de silip engellemiş 😲 Son çare, bir arkadaşımın face oyunları için açtığı fake hesaplardan birinden Feyza'ya msj attım.
Bu kız niye üzerine alındı, hiç öyle yapmazdı, noldu? Bir de hani bir şey yaptıysam öyle bir algı yarattıysam özür dileyim diye iki elimle sarıldım mesaj kutusuna.

   Benim bir başkasına yönelik yazdığım, daha ağır şeyler vardı zamanında. Ağzımın ayarı yoktur. Onları hiç üzerine alınmadı. Neden bunu alındı, diyerek de kendimce sinirlendim hani "Gerizekalı, sana söyleyecek lafım varsa çatır çatır suratına vururum zaten, gönderme yapmam sen en yakınımsın" dedim. Kendi kendime ve bu sinir ve telaşla direk "Naptın sen fFyza??Naaptın ki, seninle yakından uzaktan alakası olmayan bir yazıyı üzerine alıp beni sildin tek kalemde??"

  Bana dediği "Sen benim Cengiz'le konuştuğumu düşündün de yazdın onu. Oysa sen bizim evden giderken, babama geçmiş olsun demedin! Sonra eve gidince de hiç sormadın nasıl oldu babam diye." gibi uzunca bir cevap aldım.

  Şimdi şunu bir açıklığa kavuşturayım:
1. Ben hiç bir an bile olsa Feyza'nın Cengiz'le konuştuğunu düşünmedim aklımdan dahi geçmedi!
2. Babasıyla alakalı, evet eşeklik yaptım binlerce kez özür de diledim. Ama gel gelelim onlarda kaldığım süre içerisinde babası bizimle beraber 1 kere bile masaya oturmadı. Adam evde varlığı bile hiç hissedilmedi ki, yıllardır Feyza hep annesi ve abisinden bahseder. Hatta sevmediği anneannesinden bile bahseder ama babasını anmaz. Doğal olarak da benim bilinç altımda babası yer almıyor.

   Neyse uzun uzadıya çok özür diledim yine de. Babasının halini sormadığım için, çıkarken geçmiş olsun demediğim için, onu kaybetmek istemediğimi dile getirdim. "Beni engelleyeceğine çatır çatır yüzüme vurabilirdin bunu. Hatamı söyleyebilirdin" dedim. Kardeşimsin canımsın benim dedim ama karşılık olarak "Benim karnım tok yalanlara! Senden kardeşlik öğrenecek değilim" gibi bir cevap aldım. ve o fake hesabı da engelledi hanımefendi.

 Olayları duyan herkes, buna diğer dert anamız da dahil :) aslında bu Feyza'nın tavrında daha şüpheli gözüktüğüne parmak bastılar :)) Yakın çevrem hep dedi ki, "Bu, Cengiz'le görüşür ya da senin bir başka ex'inle. Ben de delicesine savundum "hayır! öyle şerefsizlik yapmaz o!. Şu an bana dargın sadece. Geçer, geri dönüş yapar, kardeşiz biz, kavga eder barışırız!" dedim. Hem de defalarca ama o tohum ekildi (iyi ki de ekildi diyorum şu an)

  Ufaktan tekrar tekrar yazdıklarını söylediklerini gözden geçirdim. Ve tekrar tekrar bu alakasız Cengiz olayı çıktı gün yüzüne. Ama ne kadar ben içten içe yine ihtimal vermesem de, stalk dürtülerim "bir bak ya", "bir kere gör emin ol" demeye başladı. Ben de bir arkadaşın instagram hesabından her iki şahısın da Instagram hesaplarına takip eden ve edilenlere bakınca büyük hayal kırıklığı yaşadım...
  Meğerse ben Feyza'yı yanlış tanımışım! Boşa o kadar savunmuşum... Cengiz'le iletişim kurabilmek için beni engellemiş... Babası hikaye... Ve öylece de  kapattım Feyza defterini kendi tarafımda ama çok buruk bir halde... Hatta hala da üzülürüm ve ÇOK ÖZLEM duyarım ona. Ama biriyle iletişim kurabilmek için beni gözden çıkardı ya o beni yıktı... Umurumda değil o kişinin kim olduğu. İster Ahmet olsun ister Mehmet, o kişi önemli değil. Önemli olan, beni bir erkek uğruna hayatından silip atabilecek olması... ve atması...

   Tabi burada bitmiyor ve asıl derdime / soruma geliyoruz :)
çok uzattım biliyorum az sabır :)

   Aradan 1-2 ay geçti Feyza ortak arkadaşlar ile haber göndermiş. Daha doğrusu ortak arkadaşlardan "Aso'yla beni barıştırın" diye yardım istemiş. Arkadaşım bana söylediğinde direk "hayır! karışmayın. Gitmek istedi, gitti. gelmek için çabalamak zorunda. Araya girmeyin!" dedim. Bir başka sefer yine ortak arkadaşlardan telefon numaramı istemiş tekrar arkadaşa "Hayır! telefonumu silecek kadar çıkarmış beni gözden, gerek yok vermeyin" dedim. Bir yandan da yine üzülüyorum, numarama kadar silmiş...
  Aradan bir kaç gün geçti. Telefonum çaldı. Arayan o! Ama cevap vermedim. Versem, yelkenler fora :))
  Aradan 1 hafta geçti. Bana "çok özledim" diye msj attı bu sefer! Dayanamadım, bir başka fake adrese girip ona yazdım.
"Ben de özledim ama benim tanıdığım Feyza'yı özledim. Şu an yazdığım kişiyi değil. Bir adam uğruna beni silmeyi hayatından çıkarmayı göze alan bu Feyza'yı değil... Keşke gerçeği öğrenmeden önce arasaydın beni ama artık çok geç" gibilerinden baya duygu dolu bir mesaj gönderdim ve kapattım son defa Feyza defterini, demek isterdim amaaaaa
 Bir türlü kapatamadım, sıkıntım o. Cidden çok sevdiğim bir insandı arada stalklıyorum onu
 Sevgilisi olmuş yüzü gülüyor. (Gülerek foti çekinmeyi sevmezdi) bir yandan çok mutlu oluyorum onun adına ama diğer yandan aşırı kızıyorum. Ben yanında yokken yaşıyor bu mutluluğu. Onun mutluluğuna, kardeşimin mutluluğuna dahil olmamı engelleyen kadın!

  Şimdi geldik soruya ki Gülhancım buna kesin dille "HAYIR!!!!!!" diyecek :)

(Ha bu arada benim stalkçı ruhum onda da var benim onu stalkladığımı eminim ki biliyor. Onun beni stalkladığını bildiğim gibi 😂)
Ona  mesaj atmak istiyorum. Yüzünün güldüğünü görmek çok güzel ve mutlu olmasını dilemek istiyorum... Diğer bir yandan da içimdeki şeytan beni dürtüyor ve diyor ki, beni sırtımdan bıçakladığın gibi sen de aynı şeyi yaşamadan bu mutluluğun daim olmasın de!

Sizce hangisini yapmalıyım? Ve tabii bu iki seçeneğin dışında bir üçüncü seçeneğe de açığım. 
 Ayrıca buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim gerçekten sabır gerekiyor :)


   Ayy dibin dibi bir not düşeyim :) Feyza'ya aşıkmışım gibi bir yazı çıktı ortaya hahaha öyle birşey söz konusu değil :)))) Gerçekten çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Hala da seviyorum kızmakla ve öfkeyle harmanlanmış bir şekilde :)

Bu arada Gülo'cum düşündüm de, sana Polyanna dert anası derken senden geri kalır yanım yokmuş 😂😂




Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Google+Instagram

Benzer İçerikler

37 yorum

  1. Çok yakın çocukluk arkadasım vardı kardesimden ote son 2 yıldır gorusmuyoruz. Yasadıgımız yer kucuktu ve benim de cocuklugumda ask defterim epeyi kabarıktı dogal olarak daha onceden bana yazılan kimsesizlikten ona yazılır olmustu tabi yıllar yıllar sonrasında. Cıktı denedi baktı ki en yakın arkadasıyla paylasımları olan biriyle olmuyor. Hatta iki kisi :)) Demem o ki cok da onemli olmayan bi erkegin lafı olmaz yakın arkadaslar arasında. Ozlemissin mutluluguna sahit oluyorsun bu seni mutlu ediyor ne guzel ya hu sen zaten ona gercekten hic kusmemissin. Anladıgım o ki sadece bir erkek icin seni gözden cıkarmasına icerlemissin. Biz kadınlar safız bence kabul cin gibi oldugumuz noktalar da var ama icimizi kıpır kıpır eden insanlara karsı safız iste yapcak bir sey yok bu konuda :) O sana yazmıs; ozledim demis; pisman olmus insan kabul edemez bir anda ama gecmis iste atmıssın sen de uzerinden o kırgınlıgı. Gecmisimizi affedersek gelecegimiz ozgurlesir. Bunu bilir bunu soylerim hep hata gunah ararsak o kadar cok ki gırla hepimizde. O yuzden diyecegim su ki bence paylas icinden gecenleri hem oyle bir donemdeyiz ki saturn dibimizde sen bu duygular icindeysen eminim o da aynı duygular icindedir. Evren guzelliklere calısıyor bir kac yıl iyi degerlendirmek lazım :) Tabi duygularını paylas paylas da Asoocum sen artık evli bir hanımefendisin böylesine bir deneyim kazandıgın arkadasına da mesafeli yaklas derim. İyi dileklerden bahset ama bana kalırsa orda bırak eski samimiyete girme( ah cok katıyım). Biliyorum cok deger veriyorsun o senin kardesin, kankan, canın her bi seyin ama olsun sadece paylas ve kurtul. Emin ol üstünden yük kalkacaktır; ötesine gerek yok bence tabi bence. Gerci Gulhan'ım dururken bana laf dusmez burda ama :) Öpüyorum çokçaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. evet dediğin gibi melcim ben hiç küsmedim ona ama ve çok büyük bir aması var o arkadaşlığımızı bir erkek uğruna silmeyi göze aldı ve güvenimi sarstı. hala seviyorum onu ama bu noktayı aşamıyorum bir türlü :)
      bu arada dönmeden önce cengizle bunlar iletişimi kesmiş ondan sonra benimle iletişime geçmeye çalıştı feyza... oraya da çok takılıyorum ama dediğin gibi artık şartlar değişti hem fikirim seninle artık her ne olursa olsun "barışsak" da mesafe her daim olacak yani en fazla hal hatır sorabileceğim biri olarak kalacak gibime geliyor :)

      yorumun için çok teşekkür ederim balım ayrıca hiç de katı değilsin :))) bir de aniden öfkem ona yükseldiğinde sen benim aklımdan geçenleri görsen wuuuu :))

      Sil
  2. ASO Cum canım benim ben olsam ne yapardım demeyeceğim sana çünkü benzerini yaşadım ve ne yaptığımı söylemek istiyorum.
    Yüreğinin götürdüğü yere git ...(bu kitap bir muhteşemdir benim gözümde)
    Ben öyle yaptım ve yüreğim beni arkadaşımın yanına götürdü.
    3 günlük dünya be güzelim kırıldığın gibi kırarsan oh der dilin ama ya yüreğin ?
    Offf iste ben de maalesef ki mantıkla değil hep yüreğimle hareket ettiğim icin belki su an kazanamıyor olabilirim ama keske demektense iyi ki diyorum.
    Sevgiler ������

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. o kitabı bulup kesinlikle okucam (tavsiyen için ayrıca teşekkür ederim)
      ama bende mantık ile duygu çok savaşır genellikle de duygularımı değil mantığımı dinlerim... söz konusu sevdiğim insanlar olunca da böyle işte duygu ağır basınca çok bocalıyorum :))
      çok teşekkür ederim canımcım güzel yorumun için :))

      Sil
  3. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu konudan güzel bir roman çıkarmış :) Romanın ismi de "Hançer" olurdu herhalde :) Size önerim kalbinizle mantığınız arasında bir denge kurup ona göre bir karar vermeniz ya da en iyisi siz Gülhan Hanım'ı dinleyin :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. hepimiz aslında kaleme alınacak değerde yaşam hikayeleri vardır bence bu yüzdendir ki insanlarla tanışmayı dinlemeyi çok severim :)
      ve çok güzel tespit de bulunmuşsunuz evet kalbim ve mantığım ile denge tutturamıyorum bir türlü oda değişken ruh hallerimden kaynaklanıyor sanırım :)) gülhancımı dinlersem ki zaten şimdiye kadar hep aynı fikirde olduk bu konu üzerinde de çoğu zaman aynı fikirdeyiz ama hep bir ama çıkıyor ortaya o ama ise kalbim :) söküp atacağım en son :))

      yorumunuz için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Nasıl hırslı bir kızsa artık napmış yapmış elde etmiş cengizciği vay anasını kızlara bak be akrep gibiler!..Şuan ki manitası gene cengız mı hala hanı o sevgılı yapmış mutlu fotiler çektirmiş dediği.? Sen evlisin mutlusun dimi asocuğum* bu olay ne zaman gerçekleşti gerçi oda var tarih olarak. Bence affet ama melciminde dediği gibi fazla samimiyete girme,eskisi gibi olunmaz kızın yaptığı kıskançlık yılanlık çünkü eskisi gibi güvenemezsin. :|

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. şimdi duruma ben şu açıdan da bakıyorum cengizin gerçek yüzünü göstermiş oldu bana diğer yandan bakınca ise cengiz feyzanın gerçek yüzünü göstermiş oldu. hani bu olayın da artıları var :))

      soruna gelirsek hayır sevgili olduğu kişi cengiz değil zaten cengiz ile araları bozulunca bana dönüş yapmaya çalıştı yalnız kaldı da mı benimle barışmak istedi yoksa gerçekten yaptığı yanlışı anladı da mı dönmeye çalıştı onu bilmediğim için takıldım kaldım kısır bir düşünce dögüsünde :)

      ayy ayy nazar değmesin evet kokoşcum mutluyum huzurluyum tocam bir tane iyi ki onu beklemişim diyorum 34 yıl :) hani sırf adı evlenmiş olsun diye akraba soru baskılarına yenik düşüp evlenmediğime ve evlenmicem leeen diye direttiğime çok seviniyorum yoksa tocamı bulamayacaktım :)))

      çok teşekkür ederim yorumun için kokoşcum :))

      Sil
    2. Doğru piçom her yönden artıları var, kalbini dinle genede . Gerçi sadece hoşlanmıştın cengizden allahtan sevgili neyim olup ilerlemedin. Heheh maşallah zaten ama merak ettim bu olay evlenmeden kocişini bulmadan ne kadar zaman önceydi acep. Darısı bana kızz ah ah bir yazamadım size zaten yanarım da yanarım. Pek dertliyim bu aralar...

      Sil
    3. aynen bende öyle diyorum sadece hoşlantı vardı vs. diye ama bir yerde de güvenimi aşırı sarstı hani şey düşünüyorum ya sevgilim olsaydı o kişi yine mi aynısını yapacaktı? :)

      tocamla tanışmadan 1-2 sene önce oldu bu olay :) ayy aminnn canım benimmm evlenene kadar bana evlen diyenlere evlenmicem olm düşün yakamdan diyordum şimdi evlendim nasıl huzurluyum nasıl mutluyum herkes öyle olsun istiyorum bu sefer ben başladım bekar arkadaşlara evleninnn yaa everecem seni diyip duruyorum :))

      bu arada çok özür dilerim geç dönüş yaptığım için kalp kalp karpuz :))

      Sil
    4. ayrıca derdin her ne ise dinleriz elimizden geldiğince tavsiyelerde bulunmaya çalışırız. merakla bekliyorum msjını canımcım :)

      Sil
  5. Sosyal medya aracılığı ile bu kadar sevgi nasıl oluşmuş anlamadım.Ama ben olsam umursamam artık, bitmiş gitmiş bir arkadaşlık.Sil gitsin .

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. sosyal medya diyerek küçümsemeyelim bence :)
      eşim ve diğer dert anası ile de sosyal medya üzerinden tanıştık ama tanışır tanışmaz hemen can ciğer olunmuyor uzun bir süreçtir bu dışarıda tanıştığımız insanlardan pek farklı bir süreç değil aslında :)
      uzun uzadıya konuşuyorsun hatta karşında ki insanı daha iyi bir şekilde sorup soruşturabiliyorsun düşüncelerini fikirlerini hoşlandığı şeyleri sadece söylediklerinden ibaret kalmıyor birebir görebiliyorsun da... tabi arada çürük yumurtalar da çıkabiliyor örneğin anlattığım feyza arkadaşım gibi :)

      aslında ona da çürük demem çok ağır oluyor, hata yaptı sadece o hatanın benim görüşümde daha masum hatalara göre daha ağır oldu çünkü güven sorunu oluştu...
      ve evet mantığım sizin söylediklerinizden yana
      bitmiş gitmiş sil gitsin diyor... :)

      çok teşekkür ederim yorumunuz ve düşünceleriniz için :)

      Sil
  6. Kızmakla ve öfkelenmekle haklısın kendince tabi..Kalbinin sesini dinlemelisin. Affetmekle eski samimiyet aynı olur mu zaman gösterir ..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. yorumun için teşekkür ederim :) kalbimin sesini dinlemeye çalışırken böyle bir çıkmaza girdim malesef çünkü hem seviyorum hem de öfkeliyim :) eski samimiyet her ne olursa olsun tabiki tekrarlanmayacak o konuda kesin netim :)
      kalp kalp karpuz :))

      Sil
  7. şunu çok iyi anlamış oluyorum ki kimsenin sıkıntısına kimse pek çare olamıyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. aslında bir çok arkadaşın yazdıkları verdikleri tavsiyeler gayet de çare oldu gibi bana akışına bırakmaya karar verdim olurda bir şekilde iletişim kurarsak feyza ile eski samimiyet hiç bir zaman olmayacak. :)

      yorumunuz için teşekkür ederim :))

      Sil
  8. bu zamanda gerçek dostluklar çok zor bulunuyor çocuklar arada böyle nazar değmeleri olabilir...biribirinize küçük süprizler hediyelerle kalplerinizi yumuşatın unutmaya çalışın dostluğunuzu ne yapıp edip kurtarın derim ben ....sevgilerimle....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. yorumun için çok teşekkür ederim. :)
      şimdi bir yandan katılıyorum size, arkadaş dost gerçekten zor bulunuyor ve ufak basit şeyler yüzünden vazgeçmemek gerek ama güvenimi ciddi anlamda sarstı bir de bir erkek için (ki o erkekle de yürümedi) benden vazgeçebilecek insanmış bir diğer erkek için de aynısını yapar mı acaba diye de düşünmüyor değilim... :)

      Sil
  9. benimde buna benzer bir arkadasligim oldu, kardesim dedigimiz insan bizi bir erkek ugruna satti ve devami da hep geldi. Bende bu durumda cok sinirlendim yuz yuze getirip hepimiz onla konusmayi denedik, cabaladik bir ara duzelir gibi oldu ama asla duzelmedi. Bizde anladikki onun karakter oyle oturmus bu saatten sonra yapacak bir sey yok. Yine yollarimiz ayrildiginda ne kadar selami bile keser hale gelsekte ona mesaj attim, evine gittim vedalasmaya bir ihtiyacin oldugunda yaz dedim. Ustume dusen tum gorevleri yaptim. Sen de ustune dusen tum gorevleri yaptiktan sonra sal gitsin, vicdanin rahat sen yapacagini yapmissindir bunun sonucunda da kaybeden sen degil o olur

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. heh işte siz de yaşadınız az çok neler düşündüğümü hissettiğimi anlıyorsunuz. ben çok uğraştım çok özür diledim ki suçum dahi yokmuş aslında :) vicdanım gerçekten çok rahat huzurluyum.
      işte tekrar barışsak bu aldatan sevgili eş gibi bir şey hani bir kere afettin tekrarı gelir mi bir kere aldatan hep aldatır mantığı ile ilerlersek :) evet en doğrusu salıp gitmesini izlemek bence de :)

      yorumun için çok teşekkür ederim.
      kalp kalp karpuz :))

      Sil
  10. İnsan ilişkilerinde iletişim bir kere koptu mu bir daha eskisi gibi olmuyor. Herkes iyi olsun ve kendi yolunda devam etsin demek en doğrusu.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. evet bu tarz bir kopukluk oluşunca eskisi gibi olunmayacağına bende katılıyorum. yorumunuz için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  11. valla bilemedim. mesaj falan boş da yüzyüze bir araya gelseniz de bir konuşsanız yaaa :) ayrıca, sen feyza, cengiz filan yani, cengizle dört sene konuşmuşsun yani görmeden nette telefonda filan mı konuştun yaa. nasıl olur ki böyle bir şey yani. feyza ile de yıllar sonra bir araya gelmişsin. ya sen nasıl bu kadar sosyal medya bağımlsı olmusşun kii, bu bana çok ilginç geldi yani valla. cengizle dört sene görüşmeden konuştun yanii. denişik yaa :) sen gördüğüm en hızlı sosyal medya bağımlısısın vallaa :) ordan engelledi burdan engelledi. şimdi kurtuldun mu yaaa artık bu bağımlılıktaan :) ay valla üzüldüm yaaa uzaklaş biraz sen bu medyadan yaniii :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. şimdi gelelim sana deeptonecum. bir insana etiket yada teşhis koymadan önce az bi geçmişi ve o kişi hakkında bilgi sahibi olunması gerektiğinin kanaatindeyim bu yüzden sana kendim hakkında ufaktan özet geçeyim.

      2 yaşımdan 24 yaşıma kadar yurt dışında büyüdüm bu demek oluyor ki kreş, ilk okul, lise vs. orada okudum doğal olarak okul çevrem arkadaşlarım orada gelelim mahalle arkadaşlarına çocukluk arkadaşlarına arkadaş ortamında tanıştığım ve arkadaş olduğum kişilere HEPSİ orada. 24 yaşımda tr geldim senin gibi doğduğum büyüdüğüm okuduğum ve çevremin olduğu bir ortamda kalmadım bu yüzden tr gelince her sokakta gördüğüm kişiyi çevirip "heyy dostum olsana" diyecek halim olmadığı için sosyal medyayı arkadaş edinmek içinde kullandım ama gel gelelim ben 94 yılından beri internet kullanan ve yurt dışında okurken dahi internet ile haşır neşir ve sadece boş beleş vakit geçirip sağa sola yorum yapıp sevgili düşürme platformu olarak kullanmadım OKUL diyorum ya okul da ne için kullanılırsa net o şekil kullanıldı.
      devam ediyorum türkiyeye geldikten sonra arkadaş çevrem net üzerinden oldu ama her konuştuğunla da görüşecek değilsin öyle hata yapanları gazetelerde haberlerde okuyup görüyoruz bu yüzden tanıştığım insanlarla görüşmeden önce uzun süre konuşmama niye şaşırıyorsun anlamış değilim ayrıcaaaa 7/24 telefon yada pc başında elalemle lak lak yaptığımı düşünüyorsan yanılıyorsun.

      şimdi senin bu sosyal medya bağımlısı ithamından yola çıkarak şöyle birşey düşünelim. ben türkiye de büyümedim arkadaş çevrem yok doğal olarak netin o yönünden de faydalandım peki ya SEN? burada doğum büyüyüp okuduğunu varsayarak sen niye bu kadar aktifsin net üzerinde? her yere her blog da her yazıya her yoruma yetiştiğini görebiliyorum. ben o kadar aktif değilim baksana biz 2 kişi bir sayfayı yönetmeye çalışıyoruz tek kişi hem yoruma hem msjlara hem sayfaya yetişemiyor o kadar uzun süre net üzerinde vakit geçiremiyoruz ama sen her yerdesin herkesin yorumundasın (ki bazı kişilere yorum yaparken çok kırdığını da görüyorum) yeni bloglar yeni yazılar yeni kişilere yorumlar derken saatler geçer o nette.
      dr. yada prf. olmadığını da tahmin ediyorum bu yüzden bir yazıya yada bir konuya yorum yaparken psikiyatrist havasına bürünüp insanları güya teşhis edip hastalıklı olup olmadıklarını bağımlı yada bağımsız olduklarını ilan etmek haddin değil! güzellik yapmak yardım etmek istiyorsun iyi niyetlisin belki ama sınırları aşmamanı dilerim. yorumların her zaman kabul görür ama konu hakkında görüşünü yap kişilik analizine girme çünkü dediğim gibi adının yanında dr. yazmıyor ve ben hastan değilim!
      sağlıcakla.

      Sil
    2. heeeey yaa çok sert algılamışsın yaa. kişilik analizi yapmadım veya niyetim öyle değildi. seni hasta filan kabul etmedim ki. böyle bir izlenim verdiysem özür dilerim, bağışla. etiket veya teşhis koymak ne haddime yani. biraz üzülmüştüm ama şimdi açıkladın okey. tabiki elbette bir insanı tarihsel süreç içinde değerlendirmek gerekir. yurtdışında geçim yaşantının çoğu tamam anladım. ben de yaşadım ama seninki kadar uzun olmadı. eğitim için benim de. ben de izmir ankara istanbul amerika, ama hep eğitim için. okullarda geçti işte yani. sosyal medyayı o türden kullanmadığını zaten biliyorum. blogçular pek öyle olmuyor zaten. iyi bir çevremiz var burada. yaa sen alınmışsın biraz. sosyal medyayı boş kullandığını da söylemedim ki. neyse. bu konuda özür diledim zaten. itham gibi oldu demek ki. ben sadece blogda aktifim. nette değil. yazmayı okumayı sevdiğim için bu. akşamları ve haftasonları evde yalnızım. kitaplar, filmler, müzikler, diziler, ev işleri dışında akşamları genelde yaklaşık 1.5 saat duruyorum blogda. blog arkadaşlarımın ricasıyla da twitter ve instagram açtım. benimle sohbet etmek istedikleri için. yazmak, kitaplar, benzeri konular, yabancı dil gibi konularda bişeyler soruyorlar ben de yanıtlıyorum. ben kimseye sormam bişi. sorarlar yanıtlarım. bir de yardım konuları var. yardım ettiğim blogçular var. yani gündelik yaşamlarında. onlarla iletişim için var işte insta ve twit. onlar pek zaman tutmaz. genelde blogdan yazarlar zaten. maillere yanıt veremiyorum. blogdan iletişim kuruyorlar. net demek benim için blog demek. benim eskidi biraz blog. 8 yıl bitti. yüzlerce arkadaşım var. ama önemli olan yazmak tabii benim için. dediğim gibi gecede yaklaşık 1.5 saat. yarım saat yazı yazmak. bir saat da yorum yanıtlamak ve blog okumak. ben içedönük, duygusal, çocuksuyum. okuma yazma insanıyım. kültür sanat dışında bişeyle ilgilenmem. yalnızlık severim. ah yorumlarda genelde kısa yazarım. karakterimden dolayı genelde neşeli, enerjik, içten, komik yorumlar yaparım. kırdığım oluyordur tabii. kırdıklarım bana yazarlar genelde. konuşurlar. blogdan veya instada twitten. kırarsam özür dilerim. mutlaka bir yolunu bulurum. kırık kalmam olanaksız yani. yorumlarda çok eğlenirim çoğunlukla. çok heyecanlıyım zaten. yazılarımı yazarken de öyleyim. bir yazımdan sonra kendime gelmem çok zaman alır. yorumlarda kahkaha atarım ve ağlarım da. tıp doktoru değilim. prof da değilim. akademi dünyasındayım ama akademisyen değilim. akademisyenlere ingilizce dersleri veriyorum. bikaç dalda okudum. ama tıp veya psikiyatri, psikoloji okumadım. mühendislik, ekonomi, ab hukuku, yabancı dil eğitimi aldım. psikoloji ilgi alanımda, çevirmenlik açısından sadece. yoksa teşhis koymak sadece ukalalık, kendini beğenmişlik olur yanii. ah evet iyi niyetli olduğumu görmene sevindim. belki çocuksu olmamdandır. ay neyse bak üstteki yorumumu unutabilirsin tamam mıııı :) of ne zormuş böyle cevap vermek. bak bu kadar ciddi olabildim işte. hadi unuttum de o yorumu tamam mı da rahatlayım. yoksa inan ki içim içimi yiyecek. inan bana, günlerce bunu üzerimden atamam ben. sen yakın bulduklarımdansın. ben esprili bir cevap verirsin de güleriz diye düşündüm. ama bilemedim. kusuruma bakma. umarım bu cevabımda yanlış bir şeyler sölemedim. ne diyeceğimi de bilemedim zaten. yorumlarımı çok ciddiye alma sen. hadi affet tamammış mi :)

      Sil
    3. böyle böyle düşe kalka birbirimizin huyunu suyunu öğreneceğiz demek ki. olsun zararı yok en azından bak biraz ciddiyete davet edebildim seni ne güzel kendinden bahsettin açıkçası çok hoşuma gitti teşekkür ederim :) bu arada bakma sen ben de çoğu zaman çocuksuyum hep gülerim ederim ama bir önceki yorumunda kullandığın üslup beni rahatsız etmişti ama yanlış anlaşıldım diyorsan o zaman ilk yorumu unutmuş bulunuyorum şimdiden itibaren :) bende biraz sert üslup kullandım kırdıysam affola cancazım :) kalp kalp karpuz hemde en kocaman emojilerinden :)

      Sil
    4. dip not da düşeyim kesinlikleeee kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum hatta tam tersi iyi niyetli olduğunu çok net görüyorum :) art niyetle birşey yazdığını da düşünmedim. :)

      Sil
    5. oleeeey tamam bak şimdi neşelendim işte. teşekkür ederim. ay ben kırgınlığa kızmalara filan alışık değilim yaniii hemen dağılırım. tamam unuttum ben daaa :) of aman hafifledim. ay aman sen iyi kızıyorsun valla hihi :)

      Sil
    6. bende fazla böyle kızgın, küs gibi kalamam hemen herşey düzelsin isterim :) hahahaha yazarken anlık bir şekilde yazıp durmuşum kapıldım gittim :)))

      Sil
  12. Bir defter kapandı mı tekrar açmak olumlu sonuç vermez. dünü dünde bırakmak gerekir. İlişki bir kere yıprandı mı, orası geçit olur artık. T süresi sonunda emin ol tekrar aynı süreç yaşanır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. yorumunuz ve düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim ve şunu belirteyim ki çoğu zaman kendi kendime bu konuyu düşünürken sizinle aynı şeyleri düşünüyorum. :)
      doğru demişler "aklın yolu bir" derken :)

      Sil
  13. Sinsilik ve art niyet bağışlanamaz. Sizi saymayanı siz de saymayın. Zayıflık göstermeyin ve asla iletişime geçmeyin derim. Belli ki karakteri bozuk biri var karşınızda. Hayat çok kısa ve sizi sebepsiz silebilenleri bağışlamak özsaygınıza zarar verir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. yorumunuz için çok teşekkür ederim.
      evet çok haklısınız aslında karakterin de bir bozukluk var bende o kanıya vardım ama çooook geç vardım malesef...

      Sil
  14. Dertsiz insan yok anlaşılan, eskiden 'dertsiz kaya dibi var' derlerdi.

    YanıtlayınSil
  15. Tabii ki yasananlar cok üzücü ama sasirmadim. Insanlardan yemedigi kazik kalmayan biri olarak artik herseyi bekliyorum 😂

    YanıtlayınSil

Popüler Yazılar

Bizi Facebook'ta Takip Edin

Subscribe