Bir Zihnin Çelişkileri

Şubat 09, 2019


"Sevgili dert anası, zihnimde hala yazılmamış cümleler var yazısını okudum ve bu bana dert oldu. nasıl olduğunu yazdıklarımı okudukça anlayacağını biliyorum. biraz uzun olacak sanırım ama dert bu malumunuz. anlatması yazması bile dert oluyor bazen. madem öyle anacım ben ufaktan kendimi tanıtarak derdimi anlatayım. 37 yaşımdayım orta seviyede bir eğitim aldım. çocukluğumdan itibaren birçok farklı şehirde ve bölgede yaşadım ve işim gereği Türkiyenin yedi bölgesinde birçok şehrinde belli aralıklarla bulundum. konuştuğum birçok kişiyi hemşehrisi olduğuna ikna edebilecek kadar iyi tanıyorum yurdum insanını. ayrıca yine işim gereği yılda birkaç farklı ülkede yılın ortalama 8 ayını geçiriyorum. yani anacım demem o ki bu kadar gezerken sanırım ilham perilerinin dağına ben bodoslama çarptım. tamam yazmayı çok istediğimi düşünüyorum da düşüncelerimi yazmaya korkuyorum. hatta yazdıklarımın okunmasından bile çekiniyorum. mesela bi twitter hesabı açtım. ama hiç takipçisi olmamasına rağmen, saçmaladığımı düşünebilirler diye hiç twit atmadım. çünkü bence zihnimdeki yazılmamış cümleler zihnimdeki her düşüncenin birere aynası sanırım. parnas dağına çarptığım sürede ben o aynaları çatlattım zihnimde. sürekli dolanan cümleler var ama bırak yazmayı, söylemeye gerek görmediğim, sırf çok fazla akıcı ve birbiri ardına süregelen düşünceler sebebiyle tedavi görüyorum. Bana kalırsa, gerçekleri söylüyorum ama uzmanlara göre hastaneye yatmam gerekiyor. düşünsene anacım, düşündüklerimi söyleyince erenköye ambulansla sevkedilmen lazım derken doktorum, bide yazsam hangi parmaklıklar arasına konulurum acep. 😊
  Efendim benim teşhisim bipolar bozukluk diye psikolojik bir rahatsızlık ama hastamıyım değilmiyim bilmiyorum. ve zihnimdeki hala yazılmayan cümleleri yazdıktan sonra sizde fikir belirtirseniz sevinirim. hastamıyım bilmiyorum dedim çünkü kendimi normal görüyorum, bana kalırsa diğer insanlar anormal. ama bu kadar anormal insan arasında tek normal olarak anormal görünmeminde mantığının farkındayım. sanırım beni hasta sanıyorlar. buda onların düşüncesi saygı duyarım. Hatta ilaçlarımı alıp, düşünemeyen biri olunca hayat sıradanlaşıyor. etraftaki hayata uyum sağlayabiliyorum ama bundanda hoşlanmıyorum. bizi diğer canlılardan ayıran şey düşünmek ama düşünen ilk insanın, ilk düşüncesi, kendini düşünmekmiş bence. ve düşüncede bu paralelde evrilmiş her düşünen insan, önce kendi çıkarını düşünmüş. ve gerçek düşüncelerini saklamış etraftan. çekinmiş çevreden, korkmuş, susmuş, saklamış düşüncelerini. çünkü kurnazca kendini düşünenler, başkalarının düşünmesini istememiş.mitler uydurup, teolojiler üretmişler. kitleleri kendine inandırıp, istedikleri gibi yönetmişler. binlerce örnek verebilirim. her bir örneğim için de farklı bir ideoloji tarafından hedef gösterilebilirim. din derim, dindarlar, politika derim siyasetçiler, halk derim de milliyetçiler deli olduğumu söyler. çünkü hiç kimse, kendi düşüncesinin kabul edilmemesini hazmedemez. binlerce, milyonlarca hatta milyarlarca insanın inandığı düşünce yanlış, seninki doğru olamaz! o kadar insan aptal da bir sen akıllı olamazsın. zorlarına gider, hakaret kabul eder, ezer, sindirir, bastırır, tecrit eder, hatta öldürürler bile hiçte umurlarında olmazsın. onlar için sen, sistemin bi parçası olmalısın. değilsen faydasızsın. bu, ilk çitler kurulduğu andan itibaren şimdi sınırlarla devam ediyor. bugün herkes eşitlikten dem vuruyor, ama herkes işine geldiği kadar. çünkü herkes kölesi olduğu sistemin dışına çıkmaya çıkarı doğrultusunda korkuyor. ve bunu kime anlatmaya kalksam haklı olduğumu bilse bile sen anormalsin diyor, doğrumu diyor anacım? Bugün zihnimden geçen cümleler bunlar, yarın ne yazarım, ne kadar yazarım bilmem zihnimdeki perilerden selamlar."


  Wuhuuu sevgili dertli dostum, sen ne dolup taşmışsın böyle! Senin zihnindeki yazılmamış cümleleri toplasak, art arda eklesek, dünyanın çevresini dolaşır da uzaydaki kara deliklere bile uzanan bir yol olur! Kaç milyon ışık yılı yol alır bu cümleler biliyor musun? Ama unutma, insanlar henüz ışık hızına ulaşamadı. Dolayısıyla bu söylediklerinin anlaşılmaması o kadar normal ki... Dünya tarihinde kimler anlaşılamadığı için delilik ile suçlandı bir bilsen... 




  Sevgili dertli dostum, bana buradan hiç de deliymişsin gibi görünmedin. Hatta o zihninde yazmaktan çekindiğin cümleler bana pek bir dahiyane geldi. Tek problem ne biliyor musun? Düşünmeyi, sorgulamayı çok da sevmeyen insanların dünyasında yaşıyoruz hepimiz. Herkes dayatılan dogmaları doğru kabul ediyor. Gelenekler, adetler, alışkanlıklar hepsi birer ölçüt sayılıyor. Kim ki bu ölçütlerin dışına çıkarsa, deli olmakla suçlanıyor. 

  Dostum, biliyorsun ki yüzyıllardır süren bir sistem var. O sistemin çarkları, insanların her şeyi olduğu gibi kabul etmesine dayalı. İnsanlar eğer bir şeyleri sorgulamaya, düşünmeye başlarsa, o zaman çark durur. Ve o çarkı döndürenler bunlar hiç hoşlanmaz. Neden mi? Sonra insanlar nasıl göz göre göre dünya yok olup, harap edilirken buna göz yumacak? Dünya savaşlarla, kavgalarla, hırslarla cehenneme dönüşürken, düşünmeyen, sorgulamayan insanlar olmazsa, kim bu cehennemi ayakta tutanları çılgınca alkışlayacak? 

 O çılgın kitleler, düşünürse, sorgularsa; ömürlerini 3 kuruşluk maaşlar için sattıklarını, buna karşılık kazandıkları paraları modern sistemin dayatmaları için nasıl da güle oynaya harcadıklarını fark etmeyecek mi sence? Yani düşünsene insanlar 1 yıl boyunca köle gibi çalışıp, yazın kredi kartına taksitle tatile gidiyor! Neden? Sosyal medya platformlarında hava atmak için. Tabii bunun kış aylarında tbt si var. Sosyetik arkadaşlar arasında ballandırarak anlatması var. Bana göre bu şekilde yaşayan, modern sistemin köleleştirdiği insanlar asıl deli! Bu verdiğim örnek, modern yaşamdan ilk aklıma gelen şey. Buna daha yüzlercesini örnek gösterebiliriz. 

  Sevgili dertli dostum, bu yazdıkların aklıma George Orwell'ı getirdi. Ünlü 1984 distopyasında aynen şu cümleyi kullanır: "War is peace, freedom is slavery, ignorance is strength." Yani "Savaş, barıştır, özgürlük köleliktir, cehalet güçtür!" Düşünsene modern dünyayı, tüm savaşlar, dünya barışı adı altında yapılır. İnsanlar günümüzde hesapta özgür değil mi? Yani kölelik artık kaldırıldı! Ama cebinde para olmasın da bak seni kim insan yerine koyuyor! Paranın kölesi olduk hepimiz. Cehalet desen diz boyu! İnsanlar okumuyor, dinlemiyor, öğrenmiyor. Bunun yerine popüler kültürün zırvalıklarını takip ederek, eğlendiğini zannediyor. Ve bu cehalet, sistemin çarklarını döndürenleri keyiflendiriyor. Çünkü insan cahil kalmazsa, düşünür. Düşünürse, sorgular Sorgulamaya başlarsa, insanın önünde hiçbir çark kalamaz. Bu dünyayı cehenneme çeviren çarkların hepsi yok olur gider. Dolayısıyla senin herkesten farklı düşünmen, bu yüzden normal kabul edilmiyor dertli dostum. Seni çok iyi anlıyorum. 




  Bu yazdıkların, aynı zamanda aklımda kendi yazdığım kitabımda kullandığım bir cümleyi getirdi. Kitap derken, yayınlanmış bir şey değil. Henüz taslak halinde ama aklıma gelmişken o cümleyi yazmak istiyorum. Hikayemde iki profesör var kahramanlar arasında. Onlara da aynen sana dedikleri gibi "deli" diyorlar. Bir sahnede bu profesörler konuşurlarken biri diğerine diyor ki, "Kimileri ağaçtan düşen elmalardan bilimsel yasalar yazar. Kimileri masal alemlerine kanıp, gökten 3 elma düşmesini bekler. Ama bu dünyanın öyle bir düzeni var ki, buna göre gökten elmalar düşmesini bekleyenler akıllı; ağaçtan düşen elmalardan bilimsel yasalar yazanlar deli olarak nitelenir" 

  Sevgili dertli dostum, yazdıkların arasında zihnindeki yazılmamış cümlelerinin Parnas dağına çarptığını, düşüncelerini yansıtan aynaların kırıldığını söylemişsin. Ve ilham perilerinin de bu nedenle gelmediğini ifade etmişsin. Bu gerçekten hoş bir benzetme olmuş. Ama dert anası olarak sana bir şey söyleyeyim mi? Sen boşver Parnas dağını ve ilham perilerini. O sadece bir hikaye. Eğer kendine gerçek bir ilham kaynağı arıyorsan, dünya tarihine bak. Dahilerin yaşamına bak. Ünlü edebiyatçıların, sanatçıların, bilim insanlarının yaşamı, ilham kaynağın olsun. 

  Mesela Einstein, ilk kez Kuantum fiziğinden bahsetmeye başladığında, çevresindeki kimseler ona deli dedi değil mi? Hele ki çoklu evren teorisini ortaya attığında, paralel evrenlerin olabileceğini, oralarda bizim eş benliklerimizin olduğunu söylediğinde ona akıllı diyen kimse var mıydı çevresinde? Leonardo Da Vinci'yi düşün dertli dostum. Bilirsin ki o, yalnızca bir ressam değildi. Resim sanatındaki kusursuzluğunun yanında, birçok alanda yaptığı çalışmaları vardı. Ona ne dediler peki? Aman Leonardo'cum ne akıllısın maşallah mı dediler? Yoo, o da iflah olmaz bir deliydi. Kaldı ki Nicola Tesla, Nietzsche, Kafka'ya falan değinmeye kalksan, bu dert mesajından bir kitap çıkarmamız gerekebilir. 😊




 Fazla uzaklara gitmeyelim, bizim tarihimizde de bu akıllı delilerden var elbet. Mimar Sinan'ı hatırla dostum. Selimiye Camisinin inşaatında yumurta akı kullanmıştı. İnşaat alanına elinde yumurtalarla gelip, harca kırıp, karıştırmaya başladığında çevresindekiler " Koca Sinan delirdi!" dediler. Ama bak, günümüz sisteminin kölesi, akıllı modern mimarların, müteahhitlerin yaptıkları binalar, ilk depremde yerle bir hale gelip, insanlara mezar olurken; Koca Sinan'ın yaptığı Selimiye Camisi yüzyıllara meydan okuyor. 

 Gelelim Hezarfen Ahmet Çelebi'ye. Hezarfen, bin fenli demektir. Yani çok bilgili olduğundan bu isim ona verilmiştir. İlk kez uçacağını söylediğinde ona ne dediler? Tabii ki de deli! Ama o ne yaptı, ne etti, uçmayı başardı. Üstelik günümüzde uçak teknolojisi bu kadar ilerlemişse, bunda bizim gariban Hezarfen'in de, ufak da olsa katkılarının olduğunu düşünmeden edemem. Uçtu, sonra mükafat olarak sürgün edildi. Hatta ardından yüzyıllar sonra  birileri çıkıp, "Yok efendim aslında Hezarfen uçmamış, rivayetmiş bu!" deyip, bir ezberin bozulmasını ört bas etmeye çalıştı. Ama gerçekler gün gibi ortada değil mi? 

 Yani bu dünya, aslında delilerin icadlarıyla yol alırken, akıllılar da boş boş konuşmaktan başka ne yapıyorlar dostum? O yüzden aldırma bunlara lütfen. Eğer sadece düşündüğün için Erenköy'e sevk edilmen gerekiyorsa, yalnız değilsin. Belki bu yüzden beni de sevk edebilirler. Ben de zaman zaman dünyanın uzaylıların simülasyonu olduğunu, şizofreni hastalarının paralel dünyalardaki eş benliklerinin yansımalarını hissettiklerini, uzaydaki kara deliklerin paralel evrenlere açıldığını düşünüyorum mesela 😉

 Dostum, mesajında bir hayli içini dökmüşsün ben de sana aynı şekilde uzun uzun konuları açıklamak istedim. Ve bu, sanırım bugüne kadar yazdığım en uzun dert postu oldu. Ama güzel de oldu bence. Çok farklı konulara değinmiş olduk böylelikle. Şimdi gelelim diğer bir durumuna. İlaç meselesi, doktor sana ilaç kullanman gerektiğini söylüyorsa, bunu kullanmalısın. Ben dert anası olarak bu konuda sana aksi bir şey söyleyemem. Bu ilaçlar belki biraz sakinleşmeni, düşüncelerinin senin söylediğin gibi aklından çok hızlı akmasını engelliyordur. Bu aslında senin adına bir avantaj. Bir anda aklından çok sayıda düşüncenin geçmesi, rahatsız edici olabilir. Ama bununla beraber, unutma ki düşünmek insan evriminin geldiği son noktadır. Ve hiçbir ilaç senin düşüncelerini engelleyemez. Sen yine düşünmeye, sorgulamaya, üretmeye devam et dostum. 



 Yaşamından bahsetmişsin de, aslında ne renkli bir yaşamın olmuş. Türkiye'nin yedi bölgesini görmüşsün. Bu bölgelerde yaşayan kimselerin kültürlerini geleneklerini öğrenmişsin. Bununla da kalmayıp, yurt dışını dolaşmışsın. Birçok ülke görmüşsün. Ee tabii her gittiğin ülkede illa birilerini tanımışsındır değil mi dostum? Şimdi kim bilir sen bir anlatmaya başlasan, senden ne hikayeler çıkar. Hiç çekinme dostum yaz. Sana deli diyenler olabilir tabii, ama onlara aldırış etme. İlham kaynağın dünya tarihine yön veren akıllı deliler olsun. 😉
  
   Mesela, gittiğin ülkelerdeki izlenimlerini anlatabilirsin. Orada yaşadıklarını, tanıdığın kimselerle olan ilginç diyalogları, anlatabilirsin yazarak. Seni zihninde rahatsız eden düşünceleri de yazabilirsin. Hem göreceksin, onları yazdıkça, paylaştıkça, bu düşünceler artık seni rahatsız etmeyecek. Hatta onları keyifle aktarmaya başlayacaksın. Bir kez onları anlatmaya başladın mı, o düşüncelerden korkulacak bir şeyin olmadığını da göreceksin. 

 Belki bir blog açmak, sana faydalı olabilir. İçinde ne varsa, bunları bloğunda anlatabilirsin. Veya belki ilerleyen zamanlarda bir kitap bile kaleme alabilirsin dertli dostum. Şu hiç tweet atmadığın Twitter hesabını da, bloğunu açtığın zaman kullanmaya başlayabilirsin. Bloğunda yaptığın paylaşımlarını orada da aktarıp, kısa zamanda kendine bir hayran kitlesi bile edinmen olası bir durum. Haydi bakalım göreyim seni dertli dostum, zihninde yazılmamış cümle kalmaması dileği ile. Sevgiyle kal...

Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Google+Instagram

Benzer İçerikler

44 yorum

  1. insanların hayatlarında bu durum hep oluyor. ancak haklı çıktıklarında o aşağılamalar bir paylaşamama durumuna dönüşüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef. Bugüne kadar ilginç fikirler üreten herkes bu durumu yaşamıştır. Teşekkürler yorumunuz için.

      Sil
  2. Geçmişten günümüze değişmeyen bir hastalık anlayamadığımız kişilere deki demek. Çök kapsamlı bir yazı olmuş, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet anlaşılmayan fikirler hep delilikle suçlanır. Dünyanın yüzyıllardır değişmeyen gerçeği bu...

      Sil
  3. Çok karmaşık bir sorun...Harika bir analiz ile çözülmüş.
    (Deli and akıllı) herkesin özellikle okuması gereken bir makale..
    Zira Kendi benliğinden çıkıp "farklı görünmeye" çalışan insanlara mükemmel mesajlar verilmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bir hayli karmaşık bir sorundu bu seferki içeriğimiz. Beğenmiş olmanıza çok sevindim. Teşekkürler.

      Sil
  4. Haydi bakalım göreyim seni dertli dostum, zihninde yazılmamış cümle kalmaması dileği ile. Final süper olmuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Yusuf Bey, hiçbirimizin zihninde yazılmamış cümleler kalmamalı diyelim.

      Sil
  5. Zihinde başlayan her kötü şey bir şekilde mücadele edilmediği taktirde ruha ve bedene tesir ediyor sanırım. Dert Anasının örneklerle zenginleştirdiği tavsiyeleri umarım geleceğe umutla bakmanıza neden olur. Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle bu tür şeylerle mücadele etmek ve teslim olmamak gerek diye düşünüyorum. Teşekkürler yorumunuz için.

      Sil
  6. İçinde çok biriktirmiş ama en sonunda tasarlamıştır umarım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım öyle olmuştur Esra Hanım. Teşekkür ederim yorumunuz için.

      Sil
  7. Sizin şu konsepti çok sevdim. Soruyu görünce cevabı kısadır diye düşündüm amaaaa:) Böyle soruya böyle cevap... " Bazı dahiyane fikirler ne yazık ki delilik diye küçük görülüyor. Bu da yaratıcı fikirleri engelliyor."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama böyle bir soruya kısa bir cevap vermek mümkün olmazdı tabii. :) Çok haklısınız yaratıcı kimseler, çevresindekileri dinlememeli bence. Yorumunuz için teşekkürler.

      Sil
  8. Arkadaş kendi kendine kuruntu yapıyor bir şey yazamıyorum demiş maşallah destan yazmış biri okur demiş sıkılırım demiş yazıyı size atmış ve sizin paulaşacağınızı bilerek ve milyonlar okuyacak :) bunun latife olduğunu anlamışsındır.:)neyse arkadaşım aynı yaştayız bak gayet güzel yazıyorsun bizde okuyoruz sen aç bir blog ilk de zihnindeki yazılmamış cümlelerden başla saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi ama, hem de ne kadar etkili yazıyor. Bence de açsın bir blog, bizler de keyifle okuyalım kendisini :)

      Sil
  9. "İlham kaynağın dünya tarihine yön veren akıllı deliler olsun." olayı özetlemiş. Bu telkinleri çok iyi vermişsiniz emeğinize sağlık, hem yazmak gibisi var mı?...Selam ve Dua ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çünkü dünya akıllı delilerin icatlarıyla ve fikirleriyle daha yaşanılası bir yer haline geldi. Bu yüzden en iyi ilham kaynağı olduklarını düşünüyorum onların. Teşekkürler yorumunuz için. :)

      Sil
  10. bayağı uzun bir mektup olmuş,siz de uzun uzun nasihat vermişsiniz..🙂 aslında malum rahatsızlık gittikçe yayılıyo,insanlığın yarısından fazlası bu dertle muzdarip,hatta her insanın içinde de var bu rahatsızlık, yok diyen durumunun farkında değildir herhalde..🙂 neyse kafaya takmasın pek,hayatını yaşasın..elinize sağlık..✔😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu, şu ana kadar yazdığımız en uzun post oldu diyebilirim. :) Maalesef hepimizde birtakım huzursuzluklar, kuşkular aklımıza takılan birtakım düşünceler var. Yazmak bunlardan kurtulmak için etkili olabilen bir yöntem diye düşündüm. Teşekkürler yorumunuz için.

      Sil
  11. SIkıntılı bir durum ama güzel toparlamışsın sevgili Dertanası.
    Benim de tavsiyem bir blog açarak içindekileri kaleme alması yönünde olacak. Yazmak en güzeli. Bazen benimde anlatamadığım yada anlatmaya çekindiğim şeyler oluyor. Gelecek tepkiler yüzünden. Ufak ufak karalıyorum kendimce. İşe yarıyor çünkü içimde kalmıyor az da olsa defterime anlatıyorum ve bu da beni rahatlatıyor .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben aklıma ne gelirse yazıyorum aslında. Tepkiler önemli elbet ama birileri tepki verecek diye, düşüncülerimizi yansıtmamak da yanlış. Sana dert anası tavsiyesi içinden ne geliyorsa yaz gitsin gaari :) Bu arkadaşımıza da yazmak iyi gelecek kesinlikle.

      Sil
  12. İnsana insan gerek denir ya yanındaki insan anlayamayınca tu kaka yapmaya başlıyor seni değiştirmeye çalışıyor, ya da deli diyor etkiliyor, kendin ol sevgili dertli dost, hadi aç bir blog ziyaretine gelelim çok güzel açıklamışsın dert anası vallahi tebrik ederim 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Beğenmenize çok sevindim. Değil mi ama açsın bir blog, şimdiden takipçi kitlesi oluşmaya başladı bile. :)

      Sil
  13. Konuyla ilgili değil sadece duyuru yapmak istedim...Değerli Blog arkadaşım, İnsana Davet sitesinin mobil uygulamasını bu hafta çıkarttık. Sizi de uygulamayı kullanmaya davet ediyorum, uygulmanın linkini sitemde bulabilirsiniz. Blogger da paylaşımlarınız daim olur inşaallah... Destekleriniz için şimdiden teşekkür ederim, sağlıcakla kalın...Selam ve Dua ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mobil uygulama güzel olmuştur elbette. Hayırlı olsun diyelim. Benim telefonum bir hayli eski ve kötü hiçbir uygulama indiremiyorum o yüzden. Ama buradan duyurmuş olalım, arkadaşlarımız indirsinler sizin mobil uygulamanızı.

      Sil
  14. Dertli dostumuz farkında değil belki ama yazamıyorum, yazmaktan korkuyorum demesine rağmen zaten size derdini yazarak yazı yazmış bulunuyor. Ve bu yazısını da biz okumuş bulunuyoruz.Dertli dostumuz yazmaktan hiçbir şekilde çekinmesin çünkü yazma bir terapi niteliğinde. Kısa da olsa içini döksün her gün ya kağıda ya da bir sosyal paylaşım platformuna.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi ama İbrahim Bey, çok haklısınız. Terapistler bile zaman zaman yazmayı öneriyor. İnsan yazarken bundan keyif alıyor ve bir tür stresten kurtulma yöntemi aslında. Umarım sizlerin bu olumlu yorumlarını da okumuştur dertli dostumuz ve tez zamanda yazmaya başlar :)

      Sil
  15. Anlasilamamak dünyanin baslangicindan beri olan bir sorun. Aslinda dertli dost dost gayet de güzel yazmis derdini biz anladik 😃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kesinlikle biz anladık kendisinin derdini. :) Anlaşılmamak ciddi bir sorun gerçekten de. Teşekkürler yorumunuz için. :)

      Sil
  16. Yok ayol bloğumda yazılacak tarzdan şeyler değil düşündüklerim ����
    Ama onlar içinde bir kişisel blog açmayı düşünmüyor değilim.
    Kimbilir belki çok kısa bir süre sonra yayında olabilir ����

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de açmalısın. Birçok farklı düşüncelerimiz ve paylaşım fikirlerimiz oluyor. Bunlar değerlendirilmeli bence.

      Sil
  17. Ben de çoğu zaman net anlaşılmadığımı düşünürüm okurken biraz da kendimi buldum açıkcası

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlaşılamamak çok kötü bir durum. Beğenmene sevindim. Teşekkürler yorumun için. :)

      Sil
  18. "çünkü kurnazca kendini düşünenler, başkalarının düşünmesini istememiş.mitler uydurup, teolojiler üretmişler. kitleleri kendine inandırıp, istedikleri gibi yönetmişler. " Bu yeter benim için.
    Sizin ise bence favori sözleriniz şudur:Yani bu dünya, aslında delilerin icatlarıyla yol alırken, akıllılar da boş boş konuşmaktan başka ne yapıyorlar dostum?

    Blog açmadan bile sanki blog yazısı okudum. Bende de Bipolar Bozukluğu var. Ama ben özel olduğumu düşünüyorum. Değişik düşünmeyi ayrıcalık sayarım, yazmanın ne kadar faydalı olduğunu gayet emin olarak söyleyebilirim.İlaçlar... Tabii ki yararı var. Biraz durgunlaştırıyor ama düşüncelerinize ket vurmuyor. Yalnızca cesaret diyorum. Arkadaşınız yazsın bence. Çok hoşuma gitti. Ayrıca sizin uzunca cevabınız da çok anlamlı. İkinizi de kutlarım.
    Günümüzde düşünememenin bir hastalık olduğu fikrini taşıyorum. İkinize de sevgilerimle. Ece ablanız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim yorumunuz için. Evet düşünememek gerçekten de bir hastalık. Ama çağımızda düşünemeyenlerin sayısı o kadar fazla ki, artık bu durum normal gibi kabul edilmeye başlandı. Aksine düşünen kimselere deli gözüyle bakılıyor. Hatta eskiden beri derler ya hep "Fazla düşünme, kafana takma, delirirsin!" yani delirmenin ölçütü düşünmek gibi algılanıyor maalesef. Ne kadar açıklayıcı bir yorum yapmışsınız. Gerçekten de arkadaşımızın bu yorumunuzu yol gösterici bulacağını düşünüyorum. Yazdıklarımı beğenmenize çok sevindim gerçekten de. Sizden bunları duyabilmek çok güzel. Aramıza hoş geldiniz. Sevgiler. :)

      Sil
  19. ah elbette deli değil yaaa arkadaşımız. bipolarlık çok yaygın. blogçu arkadaşlarımız da var bipolar. ivit, erenköydeki birime gidiyo genelde bu hastalar. tahmin edebiliyorum tabii cümleleri zengindir, fazla duyarlıdır, hepimizden zekidirler onlar. çok severim bipolar arkadaşlarımı. ama işte dönemleri oluyo yaaa. çökük ve enerjik. çökükken yazık onlara amaa. enerjikken çok eğlenceliler. Ayrıca, ilaç tedavisi elbette olmalı. düzenli almalı. o zihni susturmalı biraz. yoksa çok çizgi dışı şeyler yapabiliyorlar. kendine zarar verebilecek. sevilesi arkadaşımız demek ki bu arkadaşımız daa :) çevremiz bipolar kaynıyooo :) zaten bizim ülkenin kendisi de bipolar ha ha haaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deep'çiiimm sen ne pozitif güzel yorumlar yapıyorsun böyle. Seviyorum ben seni yaa :) Evet ilaç tedavisi şart. Onca düşüncenin zihinden aynı anda geçmesi yorucu olabilir. Yani haklısın aslında ülkece bipolar olduk. Ne güzel :) Umarım arkadaşımız okuyordur bu yazılan yorumları. Bence okuyorsa çoktan kendisine bir blog açmış olmalı diye düşünüyorum. Hatta çaktırma he, bazı blogçu arkadaşlar bu arkadaşı bloglarında yazmaya bile davet ediyor şimdiden :) Bence de gerçekten bir blog yazısı tadında olmuş mesajı. Kesinlikle yazmaya devam etmeli. Sağol Deep'çiimm. Ben yine gelemedim sana kaç gün oldu. Akşam gelip okuyacağım paylaşımlarını. Bir de mim yapıcaz bu akşam Asojumla. Çok eğlenceli oldu buralar bu ara :)

      Sil
  20. Harika bir yazı olmuş teşekkür ederim akıcı ve keyif verici.

    YanıtlaSil
  21. Ben bu yazıyı gözden kaçırmışım galiba ya :/ Arkadaşa seni anlıyoruz desek bizi anlar mı bilmiyorum :) Lakin Deep doğru bir yorum atmış ülkenin kendisi bipolar :) çokta anormal hissetmesin canım kendisini. Şaka bir yana oldukça ciddi bir şekilde uzun uzun açıklamışsınız sizinde emeğinize sağlık derdini paylaşan "o adam" arkadaşımızın da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Deep'in doğru tespitleri vardır. Ülkenin haline baktığında herkeste aynı problemlerin baş göstermeye başladığı fark ediliyor. Asıl anormal olan ne, onu hiç birimiz bilmiyoruz işte. Yani toplumun kabul ettiği genel anlayış doğru, bunun aksine düşünenler yanlış değerlendiriliyor maalesef. Teşekkürler yorumun için canım, beğenmene sevindim.

      Sil
    2. hepimiiiz normal anormelleriiiz kikiriki :)

      Sil
    3. Kesinlikle katılıyorum bak buna. Normal anormal ahahah iyiymiş :)

      Sil

Popüler Yazılar

Bizi Facebook'ta Takip Edin

Subscribe