Kitap Projesi 2. Bölüm 1. Parça

Temmuz 14, 2019




   Mayıs ayı gelmişti ama son iki gündür havada şaşılacak biçimde üşütecek kadar bir soğukluk vardı. Daha birkaç gün öncesinde kışlık giysilerinden kurtulmanın sevincini yaşayan herkes, o gün neredeyse yünlü denecek kadar kalın kıyafetlerine sarınmış, daha fazla rüzgara maruz kalmadan gidecekleri yerlere varmak için caddede hızlı hızlı yürüyorlardı.  

   Her mevsim işlek ve parıltılı bir yer olan Osmanbey, o gün de bir hayli hareketliydi. Vitrinlerin camekânlarında boy gösteren yazlık kıyafetler, o gün hiç kimsenin umurunda değildi ama soğuktan nasibini alarak içleri üşüyenler, pastane ve kafeleri tıklım tıklım doldurmuş, sıcak bir şeyler içerek ısınma derdindeydiler…

  Metronun girişinde, esen keskin rüzgara aldırmadan kemanından yükselen duygulu melodileri, buğulu ses tonuyla söyleyen bir sokak şarkıcısı vardı. Müziği hemen tanıdı Umay... 
 The World İs Not Enough’tı bu şarkı. Şarkıcının yüzüne baktı. Kızıla çalan kısacık saçlarının aralarında, parlak kırmızı renk tonları dikkati çekiyordu. Yemyeşil gözlerinin üzerine sürdüğü koyu siyah tonlarındaki göz farları  ve yer yer kesilmiş, yırtık pırtık deri pantolonunun üzerinden inen uzun zincirler, onun yeterince aykırı bir ruha sahip olduğunun kanıtıydı aslında…
  Bir sürü değişik ve ilginç takısı vardı şarkıcının. Anarşi sembolü küpeler, kurukafa bir yüzük, ve pek çok kolye... Hepsi birbirinden farklı ve çarpıcı görünüyordu. Ancak kolyelerinden bir tanesi çok farklı görünüyor, ilk bakışta kendini fark ettiriyordu. Pembe kocaman bir kuş tüyünün ucunda sallanan ametist taşı gözüne çarptı Umay’ın. Bu kolyenin yanına taktığı diğer kolye ise daha değişikti. Üzerinde garip bir şekil vardı bu kolyenin. Aşağı kısmında ağaç köküne benzeyen saçaklar vardı şeklin. Üst kısmında ise bir hayvan figürü ama ne olduğunu seçemiyordu. Kediye benziyordu galiba... Bir süre gözleri takıldı bu ilginç takılara ve şarkıyı dinlemeye devam etti.
   
  Şarkıda da söylediği gibi dünya yetmiyordu insana. Hayat kısa, başarmak istenilen şeyler sayısızdı. Ama yine de bir başlangıç için fena bir yer sayılmazdı burası...
 Şarkı bitinceye dek orada durdu, düşündü  ve dinledi.  Şarkı bittiğinde şarkıcı ile göz göze geldiler. Umay alkışladı şarkıcıyı. Şarkıcı nazikçe gülümsedi.  Bu beklemediği yoğun ilgi karşısında keyiflenmişti belli ki. Çekingen ve kibar bir ses tonuyla,
   
  -İstediğiniz özel bir şarkı varsa sizin için söyleyebilirim.
   dedi şarkıcı. Umay ise, 
   
  -Çok isterim ama maalesef vaktim yok, eğer dönüşümde burada olursanız bu nazik teklifinizi değerlendireceğim. 
  diyerek ona cevap verdi.
  
  Şarkıcının ayaklarının tam ucunda, kemanının kutusu duruyordu. Cüzdanından bozuk paraları çıkardı Umay ve kutuya bıraktı. Şarkıcı teşekkür etti. Gülümsediler birbirlerine ve o anda şarkının ona havanın can sıkıcı keyifsizliğini unutturduğunu fark etti. Bu esnada rüzgar iyice artmıştı. Şalına sarılarak metronun merdivenlerinden hızlı hızlı inerken üşüdüğünü tekrar hissetmeye başladı.

 Umay son birkaç gündür kendisini iyi hissetmişti. En azından son birkaç günden beridir şiddetli ağrılar yüzünden hastanenin acil servisine gitme ihtiyacı duymadığı için kendisini şanslı hissediyordu. Tabii bunda doktorun kendisi için yazdığı kodein içeren ağrı kesicilerin de payı yok değildi. 

 -Bir yeşil reçeteli ağrı kesicim eksikti
  
  diye düşündü içinden. 
  
  Son çektirdiği MR sonucu yine berbat çıkmıştı. MR raporunu inceleyen doktor, ona her zamanki gibi ameliyat olmasının gerekliliğini vurgulamıştı. Elbette onu zorla ameliyat masasına yatıramazdı doktor. Ama bu süre ne kadar uzarsa, onun için daha da zorlaşacaktı işler. Bunları düşündükçe yüreği sıkılmaya başladı yine...

 -Neyse şimdi bunları düşünmeyelim de bir an önce bineyim şu metroya
  
  dedi kendi kendine. Ve metronun merdivenlerinden aşağıya daha hızlı inmeye başladı. Aşağıya doğru indikçe rüzgardan kurtulmuş olduğuna seviniyordu. 
  
  Umay, metro istasyonlarını hep yerin altında inşa edilen ayrı bir dünyaya benzetirdi. Dış dünyanın her türlü hareketinden uzak, zaman mefhumunun olmadığı, sürekli karanlığın hüküm sürdüğü hiç aydınlanmayan, gerçek dışı bir dünya… 

 Metro istasyonlarında geçen ne kadar çok film izlemiş, kitap okumuştu…. Sanki az sonra aldığı bir şikayeti değerlendirmek üzere gelen polis ekibi, rayların sonundaki karanlığın arasında, parçalara ayrılmış bir cesedin kanlar içerisindeki kolunu bulacak ya da sapık bir seri katil tarafından, gelmek üzere olan trenin altına itilecek gibi hissediyordu….

 -Ne hayal gücü ama! Eski yazıları çevirmekle uğraşacağına senarist olmalıydın Umay
  
  Diye düşünerek, bir anda zihnini bu gerilim sahnelerinin yaptığı işkenceden kurtardı ve  saate baktı. Saat ikiyi çeyrek geçiyordu.  Tren gelmişti… 

 Etraftaki telaşlı adımlara ayak uydurarak hemen trene bindi. Yerin kim bilir kaç kat altındaydılar buna rağmen havalandırmalar sayesinde trenin içindeki hava, çok ferah ve temizdi. Derin bir nefes alarak, başını camdan dışarı çevirdiğinde trenin ilerlediği tünelin soğuk ve ürkütücü duvarları, yine ona izlediği korku filmi sahnelerini hatırlatacaktı ki, hemen yüzünü insanların durduğu kısma döndürdü.

 Tam karşısında kitap okuyan bir kız vardı. Sol tarafında duran deri ceketli kirli sakallı gencin elinde telefon, son derece agresif hareketlerle bir şeyler yazıyordu. Muhtemelen sancılı bir aşk hikâyesinin tam ortasında, can çekişen ilişkisini kurtarmanın derdindeydi. Karşısındaki koltukta oturan iki ihtiyar sağlık problemleri üzerine derin bir sohbete dalmışlardı. Herkesin bir güzergâhı ve farklı bir koşturması vardı.  Kendisinin de öyle…




Dert Anasının Notu: Kitap projemizde artık yavaş yavaş asıl konuya başlıyoruz. Bu bölümde Umay anladığınız üzere bir yere gidiyor. Peki acaba nereye gidiyor olabilir? Tahminlerinizi yorumlara yazabilirsiniz. 
 Bu arada şarkıcı kızın çalıp söylediği Garbage'a ait olan The World İs Not Not Enough şakısını çok severim. Bu bölümü yazarken sürekli bu şarkıyı dinlemiştim. Huyumdur taktığım zaman bir şarkıya, özellikle yazı yazıyorsam sürekli o şarkıyı dinlerim. O gün de öyle olmuştu. 😆 Yeri gelmişken yukarıda sizlerle de paylaşmak istedim. Şimdilik hoşçakalın. 

   Kitap projesi Dert Anası'nın noter onaylı çalışmasıdır. Bölümlerin herhangi bir yerde izinsiz yayınlanması, kopyalanması, paylaşılması gibi durumlarda hukuki süreç başlatılacaktır. 

    Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Instagram

Benzer İçerikler

32 yorum

  1. Birbirini tamamlayan olaylar çok başarılı kurgulanmış. Okurken okuyucunun dikkati dağılmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize çok sevindim. Çok teşekkür ederim yorumunuz için.

      Sil
  2. Hmmm eski yazı çevirme işi çıkmış ve oraya gidiyor olabilir bence ya da gittiği yerde bir iş teklifi alacak olabilir, bakalım :) ben de yazarken dinlemeyi çok seviyorum, bu şarkı da güzelmiş :) bunun filmi de var the world is not enough arkadaşım önermişti ama ben de izlemedim daha listemde :) devamını heyecanla bekliyorum canım görüşmek üzere :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu şarkıyı çok severim. Hatta Murathan Mungan yanılmıyorsam söz yazmıştı bu şarkıya Müslüm Gürses söylemişti. Filmini ben de izlemedim. Şimdi tahminler hakkında ben yorum yapmayacağım. Herkes bir tahminde bulunsun. Bakalım nereye gidiyor Umay göreceğiz. Teşekkürler tahminin ve yorumun için canım benim.

      Sil
  3. Çok güzel gidiyor. Sanırım bundan sonra daha da heyecan verici olacak. İşle ilgili bir yere gidiyor gibi geldi bana. Okuyup göreceğiz inşallah canım 😊🤚

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım okuyup göreceğiz. Nereye gittiği hakkında şimdilik bir açıklama yapmamayım ben. Herkes tahminlerini yapsın bakalım. Bundan sonraki kısmında heyecan biraz daha artacak tabii. Çünkü asıl konumuza başlıyoruz. Beğenmene çok sevindim cancazım. Teşekkür ederim tahminin ve yorumun için.

      Sil
  4. Zamanlar ve kültürler arasındaki geçiş, farklı katagorilerin aynı hikaye içinde yoğrulması çok harika olmuş. Çok güzel bir kurgu; çalışmalarınızda başarılar dilerim Gülhan Hanım.

    YanıtlaSil
  5. hımmm şimdilik en sevdiğim bölüm olduu. o şarkı, osmanbey metro girişi, o müzisyen, ve metroda gözlem. mr dışında yani :) bu bölümdeki umay aynı ben vallası :) nereye gitcek bilmem ki. osmanbeyden bindi ya şişhaneye (yağmur yağıyordu) ya da dördüncü levente :) eskiden olsa, bikaç metro değiştirip atatürke derdim ama denişti :) belki, şişhaneden funiküler ile aşağı incek, beşiktaşa gitcek, ha ha haaa :) gizeme doğru gidip demekki başına iş açcak ha ha haaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa bak işte İstanbul'u detaylarıyla bilen nasıl da kendini belli ediyor böyle :) Yol tarifin süperdi :) Evet gizeme doğru gidiyor Umay. Bu arada sen Şişli'desin ya ben de zamanında oturmuştum orada o metro girişinde hep şarkıcılar olur bilirsin veya metroya inerken aşağıda çalarlar. Ben orada otururken metroyla işe gidip gelirdim bir müzisyen grup vardı o zaman. Game Of Thrones'un müziğini çalarlardı hep de bana denk gelirdi o müzik. Onu dinlemek için işe geç kalmışlığım vardır. :) Şimdi ben yorum yapmayayım tahminler hakkında. Diğer bölümde göreceğiz bakalım Umay nereye gitmiş. Beğenmene çok sevindim bu arada. Sağ ol Deepçiiimm seviyorum seni :)

      Sil
  6. Yazı sonundaki videoyu görünce tıklayıp bir de müzik eşliğinde okudum bu bölümü, harika gitti :) Umay nereye gidiyor? Tabii tahmin etmek için hiçbir ipucu yok, bu yüzden zor bir soru. Ama yeni bir çeviri işi almış olabileceğini ve bu işin Umay'ın yaşamının dönüm noktası olacağı hissine kapıldım. Bakalım, bir sonraki bölümde bunun cevabını öğreneceğiz sanırım :) Yüreğinize kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aslında şu ana kadar yayınladığımız bölümlerden Umay hakkında çok detaylı bilgiler edinemedik. Ve dolayısıyla tahminde bulunmak zor. Evet bir sonraki bölümde öğreneceğiz. Beğenmenize çok sevindim. Çok teşekkürler yorumunuz için. :)

      Sil
  7. Şarkı çok güzel ama ben yazının sonunda gördüm. İlk paragrafta adı geçince keşke şarkıyı koysaymış, hem dinler hem okurdum dedim:) Neyse yorumları okurken dinledim ben de.
    Öncelikle betimlemeleri çok seviyorum, çokça karşıma çıkıyor ve hoşuma gidiyor. örneğin; "Metronun girişinde, esen keskin rüzgara aldırmadan kemanından yükselen duygulu melodileri, buğulu ses tonuyla söyleyen..." Sıfatsız isim yok gibi nerdeyse, o yüzden okuma zevki veriyor.
    Nereye gittiği değil de, dikkatimi çeken başka bir tahminden bahsedeceğim. "Mr a girerken kediyi seviyor, sokakta travestiyi, metroda sokak şarkıcısını mutlu ediyor. Bence bu iyiliklerinin karşılığını hayat verecek ona ilerleyen zamanda sanki."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aslında öyle yapsaymışım daha iyi olurmuş sonradan aklıma geldi. :) Bu arada gerçekten çok dikkatli bir okuyucusunuz. Çok teşekkür ederim size bu ilginiz için. Bu tür yorumları almak çok keyiflendiriyor beni. Diğer bölümleri dikkatle okuduğunuz nasıl da belli. :) Umay iyi yürekli bir insan evet. Herkese karşı merhameti ve sevgisi var. Ve bu merhamet, sevgi elbette karşılıksız kalmayacak diyeyim ama fazla spoiler vermeyeyim ben yine :) Çok teşekkür ederim keyifli yorumunuz için. Sevgiler. :)

      Sil
  8. Metronun soğuk, kasvetli, gri duvarları hızla camdan akar gider. Düşüncelere daldığı anda az önce etkisinden kurtulamadığı gizemli sokak şarkıcısının hayali cama düşer. Tebessüm eder."Hayat kısa, başarmak istenilen şeylerin ise sayısı fazladır" sözü aklına takılır. Uzun zamandır birkaç dakikalığına da olsa mutlu olmak iyi gelmiştir. Çeviri bekleyebilir der. Dinlediği parça mı, sokak şarkıcının gizemi mi hastalığının çepeçevre sardığı bünyesine iyi geldi bilemez. Fakat şimdi bildiği birşey vardır. İlk durakta iner, geri döner. Sokak şarkıcının beraber şarkı söyleme teklifi heyecanlandırır Umay'ı. Koşarak sokak şarkıcısının yanına varır. Teklifin hala geçerli mi diye sorar Umay. Sokak şarkıcısı gülümser. Birkaç dakika sonra dudaklarından dökülen şarkı sözlerinin verdiği mutluluk en kuvvetli ağrı kesiciden daha kuvvetli tesir yapar yorgun bedenine. Şöyle bağıra bağıra, güzel bir enstrüman eşliğinde şarkı söylemeyeli kimbilir yıllar olmuştur belki de. Biran evvel evlerine ulaşma telaşında olan insanların dahi durup şarkılara eşlik etmesi Umay'ı ve şarkıcıyı çok keyiflendirir. Kim olduğunu dahi bilmediği bu yabancı ile göz göze gelir. “Bütün iyi kitapların sonunda, bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda meltemi senden esen
    soluğu sende olan, yeni bir başlangıç vardır der Umay. Edip Cansever der Şarkıcı. Çok severim. Birkaç kuruş topladık, Kemal abinin yerinde devam edelim istersen. "Eğilip bir taş alıyorum yerden, fırlatıyorum denize, Ufacık bir gülüş geçiyor suyun üzerinden, Bir çocuğun gülüşü gibi" gülüyordun az önce lütfen son verme der şarkıcı. Umay gizemli adamın kollarına girer. Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak diye bağırır. Işık oyunlarının, binlerce insan topluluğunun su gibi aktığı İstiklal caddesini geçerek karanlık Beyoğlu sokaklarında kaybolurlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taner Bey, vallahi okurken hayran kaldım. :) Bu, Dertli Dostum'un açıldığı günden bu yana kadar gelen beni ennn çok keyiflendiren yorum desem yeridir. :) Hikaye içinde hikaye yazdınız tebrik ederim sizi. Ve böylelikle hikayeye farklı bir son gelmiş oldu. Hani günümüzde böyle bir kitap tekniği var. Aynı hikayeden yola çıkıp, farklı sonlara bağlanıyor. Hatta Black Mirror dizisinin son sezonunda da böyle bir bölüm yayınlanmıştı. Bu hikayemiz için bir alternatif son olabilir tabii. Valla bu yorumu alıp, kopyalayıp Taner Bey'in hikayemiz için düşündüğü alternatif son diyerek yayınlayasım geldi :) Eee tabii siz de bu işlere yabancı olmadığınız için böyle keyifli bir kurgu üretmeniz tesadüf olmadı diye düşünüyorum. Çok teşekkür ederim bu değerli yorumunuz için. Hikayemize farklı bir renk kattınız. Sevgiyle kalın... :)

      Sil
  9. Detaylar o kadar güzel anlatılmışki izliyor gibi okuyorum

    YanıtlaSil
  10. awesome article.
    thanks for sharing

    YanıtlaSil
  11. Umay'ın hasta nenesine yemek götürmediği kesin :) ama iç dünyası yaşadıkları ve yaşayacakları merak konusu olmaya devam ediyor. Bu şekilde bir dizi halinde takip etmek güzel oluyor teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii hasta nenesine gitmiyor Umay o kesin :) Beğenmenize çok sevindim Erhan Bey.

      Sil
  12. güzel bir bçlüm , oldukça akıcı devamını bekliyorum

    YanıtlaSil
  13. Çok akıcı, çok güzel gidiyor tam gaz devam sevgili Dert Anası. Heyecanla bekliyorum devamını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler İbrahim Bey. Devamını en kısa zamanda yayınlayacağım. :)

      Sil
  14. roman projenizi takip ederek devamını heyecanla bekliyoruz. 1.bölümü ve 2.bölümü okuduk. bu projeyi daha da geliştirmeniz dileğiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Roman projemiz haftada bir kez olmak üzere kısımlar halinde yayınlanıyor. İlginiz ve yorumunuz için teşekkürler.

      Sil
  15. Gülhancım The World İs Not Not Enough şarkısını bende çok severim. Paylaşmış olman çok iyi oldu ve sayende tekrar dinlemiş oldum. Benzetmelerin ve anlatımın ile kendimi her bölüm kitabın içinde buluyorum .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa çok güzel şarkı gerçekten. Hatta Müslüm Gürses için üzerine Türkçe sözler yazılmıştı o da söylemişti. Beğenmen beni çok mutlu etti. Teşekkür ederim motive eden yorumun için.

      Sil
  16. Umayin nereye gittiğini merak ettim 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni bölümlerde göreceğiz bakalım Umay nereye gitmiş. :)

      Sil

Popüler Yazılar

Bizi Facebook'ta Takip Edin

Subscribe