Kitap Projesi 4. Bölüm 4. Parça

Aralık 10, 2019


  





        Profesörün ofisinde günler hızlı bir şekilde geçiyordu. Umay’ın sağlık durumu bu aralar fena sayılmazdı. Tabii doktorun verdiği kodein içeren ağrı kesicilerin bir nimet olduğunu düşünüyordu. Bu ilaçlar sayesinde Umay, kısmen de olsa hastalığın olumsuz etkilerinden kurtulup kendisini işine vermeyi başarmıştı...

  Umay her sabah ofise gidiyor, profesörü uyandırmadan ofisi açıp, çalışmaya başlıyordu. Bir zaman sonra uyanan profesör de her sabah kahveleri kendi elleriyle hazırlıyor ve Umay’ın karşısına oturuyordu. Kimi zaman ilk gün yaptıkları gibi hoş bir sohbet konusu açılıyordu. Konuşan genellikle profesör oluyor, Umay daha sessiz kalıp onu dinliyordu. Profesör, anılarından, hayata dair görüşlerinden, tarihten bahsederken Umay onu dikkatle dinlerdi hep.
 Bazen de sohbetten sonra  Hikmet metinlerin yüksek sesle okunmasını isterdi. Umay Osmanlıca metinleri yüksek sesle okur, Hikmet her zaman oturduğu kahverengi, tekli ,deri koltuğunda ciddiyetle doğrulur, bir elini çenesinin altına tıpkı Rodin’in Düşünen Adam heykelindeki gibi koyarak özenle dinlerdi okunanları. Tabii her zaman bu kadar ciddiyeti gerektiren metinler olmazdı. Özellikle aşçının yazdığı metinler ikisinin de favorisiydi. O zaman da Umay’la birlikte gülmeye başlarlardı.

  Ofiste sabahları hep böyle bir rutinle geçerken, öğleden sonraları Hikmet üniversiteye giderdi. Ve Umay ofiste yalnız kalırdı. Hikmet’in üniversitedeki dersleri bu yıl bölüm başkanından özenli ricası üzerine hep öğleden sonraları verilmiş, Hikmet böylelikle araştırmaya rahatça zaman ayırma fırsatı bulmuştu. Bu sayede geceleri geç saatlere kadar belgeler üzerinde çalışabiliyor, sabahları da uykusuz kalmadan işine gidebiliyordu.
 Öğleden sonraları Hikmet yokken Umay daha hızlı çalışabiliyordu. Çünkü metinleri yüksek sesle okumak, üzerinde profesörün konuşması, birlikte konuyu değerlendirmeye çalışmaları bir hayli uzun sürüyor, bu nedenle sabahları çok fazla sayıda belge çeviremiyordu Umay. Ama öğleden sonra Hikmet gittiğinde kahvesini hazırlıyor, masasının başına geçiyor ve tam karşısındaki koltuğa oturan Pertev’in ona olan miskin bakışları ve mırıltıları arasında belgeleri hızlıca çeviriyordu.  Diğer tüm kediler gibi Pertev de onu çok sevmişti. Daha ofise geldiği ilk gün kucağına atlayıp oturması bu geleneğin burada da bozulamayacağını kanıtlamıştı. Umay çalışırken Pertev bazen kağıtların üzerine oturmaya çalışır, Umay’ın onu oradan indirmeye çalışmasına da bir hayli bozulur, küser içeri giderdi. Çoğu zaman da Umay çalışırken Pertev onun kucağında otururdu. Bu durum Umay’ın hareketlerini kısıtlasa bile bir yandan da keyif nedeniydi Umay için. Kucağında mırıldayan bir kediyle oturmak, onun için mutlulukların en büyüğüydü.
  Bir gün öğleden sonra ofisin rutinini bozan bir şekilde ofisin telefonu çalmaya başladı. Umay ofiste çalışmaya başladığından beri neredeyse iki hafta olmuştu. O güne kadar ofisin telefonu hiç çalmamıştı. Zaten sanki o telefon oraya adettendir diye konulmuştu. Yani ofiste bir telefon olmalı mantığına hizmet ediyordu o telefon. Profesör bütün görüşmelerini zaten kendi cep telefonundan yapıyordu.  İki haftadan beri o telefonu bir kez bile kullanmamıştı Hikmet. Ya da en azından Umay kullandığını görmemişti
 Umay o gün çok çalışmış, bir sürü belge çevirmişti. Hatta o anda yine tahrip olmuş bir metni çevirmekle meşguldü. Metin  iki dağın arasında kalan yüksekçe bir düzlüğün yemyeşil görünümünden ve akan ırmağın sularının ne kadar berrak, soğuk olduğundan bahsediyordu. Çölün ortasında bir yerlerdeki bir vahaydı bu tarif edilen yer. Umay’ın tahminine göre bir gezi yazısıydı bu. Belge yine tahrip olduğundan neresi olduğu okunamıyordu. Umay’ın okuyabildiği kadarıyla Libya civarlarında bir yerden bahsediyordu. Ama detayları okunamayacak kadar silinmişti. Metinleri çevirirken zaman zaman ihtiyaç duyduğu, Hikmet’in ofisinin bir numaralı gereci olan ve ofisteki diğer eşyalar gibi antika, camının çevresi mavi mine kabartma süslü, sapı gümüşten büyüteçle silinen kısımları incelemeye çalışıyordu.
 Tam bu dikkat gerektiren çalışmayı yaparken, ofisin antika görünümüyle hiç de uyum sağlamayan ve adeta görünümüyle ortamı bozan doksanlı yıllardan kaldığını tahmin ettiği kırmızı renkte, önündeki tuşları eskiliğinden ötürü silinmiş telefon, sinir bozucu bir sesle çalmaya başladı. 
Umay, ofiste telefon sesine alışkın olmadığından ve telefon belgeleri çevirdiği masanın tam köşesinde, yani hayli yakınında, en üst seviyedeki zil sesinden çaldığı için birden yerinden sıçramıştı. Onun bu sıçrayışı, kucağındaki Pertev’i de ürkütmüş, Pertev aceleyle fırlayıp giderken birkaç tane belgeyi yere düşürmüştü.
  
  Umay yaptığı gereksiz panik halinden sonra toparlanıp, telefonun üçüncü çalışında onu açmıştı. Telefonun karşı tarafında tiz ve rahatsız edici bir tınıya sahip bir erkek sesi vardı... 

Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Instagram

Benzer İçerikler

24 yorum

  1. Ah o Osmanlıca metinler yüzünden zamanında Türkçe Öğretmenliğini 2.sınıfta bıraktım.
    Konusu akışkan harika gidiyor çalışma..Olay zinciri daha geniş olacak gibi
    Başarılar dilerim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence o kadar da zor değil. Evet baştan korkutuyor ama 1 ay içerisinde okumayı başarmıştım ben. Zaten öğrencilere de 1 aylık süre tanınıyor okumaları için. Sonrası zaman içinde gelişiyor. Bence yazık etmişsiniz keşke tamamlasaydınız bölümü.

      Sil
  2. hımm tatlı tatlı çalışırken umay, pertev ile, bu telefon herhalde bişilerin başlangıcı olacaaak :) telefon acı acı çalıyorduuu hihihi :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evett acı acıı çalıyorduu bakalım kim var telefonun diğer ucunda :)

      Sil
  3. Anlaşılan kahramanlar çoğalacak gibi. Çalışmalar iyi gidiyor, başarılar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet kahramanlar çoğalacak. Teşekkürler beğenmenize sevindim.

      Sil
  4. Kitaplarda okuduğum satırlar gözümün önüne gelir gibi oldu.

    Telefon çaldı.Ahizenin karşısındaki ses tarihi eser kaçakçılarının bir numaralı mafyasıydı."selam profesör, sizde bana ait bir emanet var.Arkadaşlar gelip alsın,sorun çıkarmayın, malum hançerin lanetli olduğu söyleniyor." 😃

    Gülhan hanım hoşgeldiniz, negüzel geldiniz.Seriye devam. Heyecan artacak sanırım.Gizem ve aksiyon dolu bölümler gelecek gibi hissediyorum.
    En sevdiğimden..

    Hadi kaleminize kuvvet, kolay gelsin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet Taner bey yoktuk uzun süredir. Bazı yenilikler düşünüyoruz burası için. Ama bu hikaye devam edecek tabii. Siz de gayet güzel tamamladınız bölümü. 😃 Ben o kadar fantastik bir şey düşünmemiştim açıkçası 😃 Çok teşekkürler yorumunuz için renk kattınız.

      Sil
  5. Ne zaman kitap olyodu bu,fantastik mısır kurgularına benziyor,bence tutabilir..Zaten resim bile başlı başına fantastik..Emeğinize sağlık..😊

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunun kitap olması için öncelikle hikayeyi tamamen düzenlemem gerekli. Onu yapacak halim de hiç yok şu sıralar açıkçası. Üşengeçlik etmezsem, bundan iyi bir kitap olacak gibi geliyor bana da 😃 Resmi Aso'cum bulduydu. Teşekkürler...

      Sil
  6. Merak ettim şimdi, arayan kim?

    Bölümleri hep en can alıcı yerlerde bitirmenize hayranım. Bunu o kadar iyi başarıyorsunuz ki, bir sonraki bölüm için gün saymaya başlıyorum ama o günler sanki her zamankinden daha uzun... Beklemedeyim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Gerçekten çok uzun ara verdik. En azından kitabın bölümlerini haftada bir yayınlayacağım artık. Sizi fazla merakta bırakmayalım tabii 😃 Beğenmeniz beni çok mutlu ediyor. Teşekkürler.

      Sil
  7. vav ne güzel yazmışsın öyle 😊❤ heyecanla bekliyoruz devamını bakalım neler olacak kalemine sağlık canım benim sevgiler 😊🌸❤

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim teşekkür ederim. Daha yorumları bile yeni cevaplıyorum. Çok koptuk buradan bu ara. Beğenmene sevindim. Teşekkürler. 😊

      Sil
  8. En heyecanlı yerinde kaldı, arayanı merak ettim, umarım en kısa zamanda yazarsın. Sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef aralar çok uzun olmaya başladı bu sıralar. 😊 Beğenmenize sevindim. Teşekkürler.

      Sil
  9. Heyecan dorukta kulaklar telefonda hocam umarım artık düzenli göreceğiz sizi buralarda saygılar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bir ara öyle umut etmiştim ama bayağı uzun aralıklarla girebiliyoruz. Teşekkürler yorumunuz için. 😊

      Sil
  10. Yeni yıl sizler için sağlık, mutluluk ve huzurla dolu bir yıl olsun; Yeni yılınız kutlu olsun Gülhan Hanım, Sevgilerle.:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Fatih Bey. Yine uzun zaman oldu giremedik buraya. Az sonra sizi ziyarete geleceğim. 😊 Ben de size güzel bir yıl dilerim.

      Sil
  11. Bu yazı dizisini ilk defa görüyorum en iyisi gidip baştan başlamak :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım bu seri halinde yayınlanıyor. Başından okumak gerek. Teşekkürler ilgin için. 😊

      Sil

Popüler Yazılar

Bizi Facebook'ta Takip Edin

Subscribe