Umutlar Yeşersin Geleceğe

Mart 02, 2020



   Herkese merhabalar. Bir etkinlik başlığına daha katılmanın heyecanı içindeyiz efendim. Sevgili Erhan Çakırlar tarafından Facebook'ta Büyük Blog Yazarları Birliği grubunda yeni bir başlık etkinliği daha başlatıldı. Daha önceden hatırlarsınız Zihnimde Hala Yazılmamış Cümleler Var başlığı belirlenmişti. Biz de konuyu ilhamsız kalmış bir dertli dostun sorusuna uyarlayarak, cevaplamıştık. 

  Şimdiki konumuz doğa. Konu başlığımız ise "Umutlar Yeşersin Geleceğe" olarak belirlendi. Hal böyle olunca ben konuyu insanlığa yazılan bir mektup ve genel olarak bir iç dökme olarak ele almak istedim. Hazırsanız, Erhan Çakırlar'a bu güzel etkinlik için teşekkürlerimizi ileterek  başlayalım. 





   Sevgili İnsanoğlu,

   Son birkaç yüzyılı ne kadar da zor atlattık öyle değil mi? İki tane dünya savaşı, atom bombaları, soy kırımlar... İnsanoğlunun dünyayı yakıp yıkması bir yana, kendi türüne dahi bu kadar zulmeden başka bir canlının dünya yüzünde bulunmaması ise, en acı gerçek sanırım. Dolayısıyla mektubuma başlarken kullandığım "sevgili" ifadesini adettendir diye seçtim. Çünkü insanoğlu, özellikle son birkaç yüzyılda şu dünyaya yaptıklarına bakarsak, bazı insanların hiç sevilecek bir yanı kalmadı maalesef! Hele bazen öyle haberler okuyoruz ki, hani "evlat olsa sevilmez" deyimi tam da bu durumu özetler nitelikte...


   Neler yaşandı dünyada son yüzyıllarda hemen bir hatırlayalım. Küresel ısınma, buzulların erimeye başlaması, iklimlerin değişmesi... Denizler kirlendi, sayemizde koca koca okyanusların tabanları bile bir plastik atık çöplüğüne dönüştü. Yiyiniz, içiniz ve atınız efendim! Geri dönüşüm kutusu mu? Hadi yaa, kim gidecek oraya kadar. Şuraya attım gitti. Vergi ödüyoruz o kadar, belediyeler toplasın işi ne? Toplasın güzel kardeşim pek tabii bunu yapıyorlar da zaten ama senin tüketim ve kirletme hızına değil belediye, hızıyla ünlü süper kahraman The Flash olsa yetişemez sanki ne dersin? 

  İçme suları da aynı şekilde kirletildi ve hali hazırda tükeniyor. Ha gayret böyle devam edelim ki, önümüzdeki yüzyılda sizlerden devam edecek nesiller, susuz kalabilsin. Bize ne caanıım! Biz görmeyeceğiz ki o günleri nasılsa. Önemli olan bizim varlığımız, biz gittikten sonra ne yaparsa yapsın sonrakiler... 

  Bunlar yetmez gibi bazı canlı türleri insanoğlunun hunharca çabaları yüzünden tükendi. Kalanları da bu azimle şurada üç beş seneye tüketiriz evellallah! Neden? Denizdeki balıkların canlı canlı karnını kesip, yumurtalarını alıp, onları yiyecek kadar aç gözlü bir insanoğlu var da bu yüzden. Çünkü zenginler sabah kahvaltısında havyarsız ne yapar sonra? Bazı dönemlerde avlanma yasağı konulsa da ne önemi var ki bunun yahu!  Yeter ki daha çok yiyelim,daha çok semirelim. 
 Sadece balıklar değil mevzu tabii. SPOR adı altında ellerimize tüfekleri alıp, gidip avlanıyoruz zaten. Dağda, ormanda vurup, etini yemediğimiz bir canlı kalmamalı çünkü. Sonra ölürüz açlıktan falan mazallah neyimize gerek! Onların yavruları mı var? Böylelikle canlıların nesli mi tükeniyor?Eee napalım şimdi canım. Eğlencemizden mi olacağız?  Laf-ı güzaf işte... Çünkü insanoğlunun nazarında avlanmak, bir eğlence ve spor olarak kabul ediliyor... 




  Haydi yeme amacıyla avlanmayı da geçtim, sırf gençleşeceksin, egonu okşayacaksın, zamana meydan okuyacaksın diye üretilen o kozmetik ürünlerin denek hayvanları üzerinde denenmesine ne demeli? Aaa, üç beş tavşanın, maymunun falan ne önemi var ki? Zaten denek hayvanı olmasalar, biz onları her şekilde yok ediyoruz. İnsanlığa hizmet! ediyorlar sonuçta... Peki güzel kardeşim, neden bu canlı türlerinin hepsi sana hizmet etmek zorunda? Laboratuvarda kendin denek olsana! Madem sen gençleşeceksin, güzelleşeceksin, kazık çakacaksın bu dünyaya. Hiç değilse yaşamının bir anlamı olsun değil mi? Böylelikle yiyip, içip tüketmekten daha önemli bir şey yapmış olursun belki.😆

  Sırf kürklerini almak için işkencelerle hayvanları öldürmek de gayet normal. Hem hayvan bu ne yapacak ki kürkü? Oysa biz giydiğimizde havalı oluyoruz. Kürkün üzerine yine doğaya zarar vererek topraktan çıkardığımız bilmem kaç karatlık elmasları, altın takıları da taktık mı değmeyin keyfimize vallahi. Bir de onları çeşitli markalarla oldukça pahalıya üretiyoruz ki kapitalizmin çarkları dönebilsin diye... 


    Hele ormanlara yapılanlar... Keselim gitsin! Kesemedik mi? O zaman yakalım, bak bu kesin çözüm! Ve yerlerine koca koca binalar dikelim. Ormanlar yerinde durdukça para kazandırmıyor ki sonuçta. Ama inşaatlar sağlam rant kapısı. Ormanlar nefes almamızı sağlıyor ve iklim koşullarına olumlu etkileri falan mı var? Amaan, adam sen de! Biz her türlü nefes alırız ki alimallah! Yeter ki asıl can damarlarımız, para kaynaklarımız tükenmesin. Paramız olursa, dünyayı katlettiğimiz yetmez gibi Mars'a gider yerleşir orayı da birkaç bin yılda yok ederiz ki...





     Aslına bakarsan insanoğlu, sen hep böyle bencildin. Hep nefsinin esiriydin. Taa ki o elmayı yeyip, cennetten kovulduğun günlere dayanıyor bu esaretin temeli. Bu olayda her ne kadar şeytanın seni kandırmasının payı olsa da, bana sorarsan bazen şeytana pabucunu ters giydiren hamlelerin oluyor bu dünyada.

  Bu dünyaya verdiğin zararlara bakarsak, bunlar şeytanın değil, senin eserin insanoğlu... Sen hep dünyaya ve dahi tüm canlılara hükmetmek istedin.  Hep savaşlar verdin bu sebepten. Ve senin en büyük savaşın, aslında doğaya karşı verdiğin savaştı. Halbuki yeryüzüne ayak bastığın ilk yüzyıllarda ne de korkuyordun doğadan öyle değil mi? Şimşekler çaktığında, depremler olduğunda, volkanlar patladığında, fırtınalar estiğinde henüz gelişmemiş olan bilincin, bunların altında sebepler arıyordu. Tanrının seni cezalandırdığını düşünüyordun. Hatta ondan korktuğun, yenemediğin için doğanın bizzat Tanrı olduğunu düşünüp, tapınıyordun ona. Ama sonra gelişip, bunların sebeplerini anlayınca bu kez doğaya üstün gelme isteğine kapıldın. O günden beridir de doğayla mücadele halindesin. 

  Şimdi de korkuyorsun değil mi insanoğlu? Haydi itiraf et lütfen. Buzulların erimesi, dünyanın ilerleyen yüzyıllarda sular altında kalacağı fikri seni korkutuyor. Bin yıllardır yeryüzünde kurduğun medeniyetin yok olmamasını istiyorsun. Şimdilerde bu yüzden ki, umutlar yeşersin geleceğe diyorsun. Halbuki bir baksan dünyadaki canlıların yaşamına, bu bin yıllar hangi canlı türlerini yok etti, aldı götürdü dünya üzerinden. Yapı itibariyle senden daha güçlü olmalarına rağmen dinozorlar bile yok oldu sonuçta. Eğer böyle devam edersen, bu doğa seni de yok edecek gibi görünüyor. Çünkü bilmelisin ki aslolan senin altmış yetmiş veya taş çatlasın yüz yıllık ahir ömrün değil, milyonlarca yıldır varlığını sürdüren ve sürdürmeye de devam edecek olan doğadır. 




  Ey İnsanoğlu, umutlar yeşersin geleceğe düşüncesini yaşatmak için doğayla bir mücadele değil, uyum halinde olman gerektiğini anlaman şart! Çünkü kabul etsen de etmesen de insanoğlu, sen aslında doğanın bir parçasısın. Ve ait olduğun bütünle savaştığın sürece kaybetmeye, yok olmaya mahkumsun. 
 Umutların yeşermesini istersen, önce kendi ruhunu yeşertmelisin. Bu da ancak kendinden başka varlıkların varlığına saygı göstermeye, azıcık duyarlı olmaya başlamakla sağlanacak.

  Dünya yüzünde yaşayan tüm iyi yürekli, güzel insanların umutlarının yeşermesi dilekleriyle. Umutlar yeşersin geleceğe diyoruz efendim. Sevgiyle kalın... 


    Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Instagram

Benzer İçerikler

36 yorum

  1. Çok güzel noktalara değinmişsiniz insanoğlu yaratılışı itibariyle gelip geçici ama doğa hep var olacak gelecek nesillere güzel aktarabilmek mesele..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler güzel değerlendirmeniz için. Kesinlikle aslolan doğadır.

      Sil
  2. flash yetişemez gerçekten bu hıza... uzayı bile çöplüğe çeviriyorlar. eskiden avlanmak gerekiyormuş tabii ama günümüzde spor olarak geçmesi çok acı... ava gitmediğim için gurur duyuyorum kendimle. çok güzel yazmışsınız

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yaa dünya yetmedi bir de uzay çöpü çıktı başımıza. 😊 İnsanoğlu tüm evrene itinayla zarar veriyor. Bakalım ne olacak bu işin sonu. 😊

      Sil
  3. Konu çokkkkk önemli, sen de çok güzel ele almışsın Gülhancığım. Özellikle son cümlelerinle noktaya koymuşsun zaten. Herşeyin başı eğitim. Daha eğitimli, daha duyarlı, çevresine ve doğaya karşı daha sorumlu ve saygılı olmamız şart. İnşallah bunu başarabiliriz 🙏🌷😊🤚

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kendi varlığımızdan başka varlıklara ve doğaya saygılı olmadıkça bir umuttan bahsetmek mümkün değil. Teşekkür ederim düşüncelerinizi bizimle paylaştığın için Yıldız'cığım. 😊

      Sil
  4. İnsan eşref-i mahlûkat aslında ama kendi yaptıkları yüzünden esfel-i mahlûkat durumuna düşüyor maalesef. :(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Esfel-i mahlukat diye ne doğru söylediniz. Bu yapılanlar incelendiğinde herhangi bir eşref görünmüyor maalesef. Teşekkürler yorumunuz için. 😊

      Sil
  5. O kadar şey borçluyuz ki doğa ya insanoğluna ne desek az. İnsanoğlu'nun bakış açısına da yer verdiğiniz bu güzel, anlamlı yazı için teşekkür ederim. Belki de bir çok kalbe birlikte dokunup yeşerecek umutların başlangıcı oluruz..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umut ediyorum öyle olur Erhan Bey. Doğa insanın varlığının özü. Ve insan bunu kabullenmedikçe, herhangi bir adım atmak mümkün değil. Çok teşekkürler değerlendirmeniz için.

      Sil
  6. Ne kadar doğru bir konu üzerinde yazmissin.Egitim şart ve farkındalık çok önemli.Ufak yaşta çocuklarımı bilinçlendiriyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. En doğrusu küçükken çocuklara bazı şeylerin öğretilmesi. Aksi halde bazı alışkanlıklar oturduğunda ileri yaşlarda bunların değişimi çok zor oluyor. Yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  7. İnsan & Doğa birlikteliği hep vardı ama doğaya hor davranırsak hep olacak mı acaba? Gelecek planlarımda doğa da varsa ancak o zaman umutlarım yeşerir geleceğe...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Doğaya bu kadar kötü davranılmaya devam edildiği takdirde bilimsel gerçekler ortada. Bilinçlenmek şart. Umutların hep yeşil kalması dileğiyle diyelim. Teşekkürler. 😊

      Sil
  8. İnsan nefsinin arzularının peşinden koşarken birçok güzelligi ve kendini mahvediyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle. Daha çok kazanmak, yemek, içmek üstün olmak... Bunlar insanın içine işlemiş duygular. Bunları aşmadıkça bir şeylerin değişmesi söz konusu olamaz.

      Sil
  9. Çok doğru yaklaşımlar,altına imzamızı atıyoruz..Emeğinize sağlık..😊

    YanıtlayınSil
  10. dünyanın özeti olmuş vallaaa :) yeşersin vallaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Olmuş mu Deep'çiim. :) Yeşersin tabiisi :) Sen de katılsana bu etkinliğeee sen etkinlik seversin. Doğa hakkında bu başlıkla yazıver iki satır sen de. Sen güzel yazarsın böyle şeyleri. :)

      Sil
  11. İnsanların aç gözlülüğü para hırsı kazanma hırsı bitmedikçe diğer canlılara saygı göstermeyi doğayı sevmeyi öğrenmedikçe malasef ki düzelmeyecek herkes kendin başlayarak çocuklarına aktararak başlarsa iyi bir başlangıç olabilir emeğinize sağlık

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet insanın hırsı doğayı bu hale getirdi maalesef. Çok haklısınız. Çocukları bu konuda eğitmek, duyarlılık kazandırmak şart. Teşekkür ederim yorumladığınız için. :)

      Sil
  12. Kendi doğamızı mahvettik Mars'a sıra geldi. Doğada kendimi insanların yanında olduğundan çok daha iyi ve huzurlu hissediyorum. Şamanlar ve Kızılderililer kadar olamadık o güzel halkları da yokettik.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yaa hiç sormayın Mars kaldı insanın katletmediği. :) Şamanlar ve Kızılderililerin felsefesini ben de çok beğenirim. Doğayla uyum halinde yaşamayı bilen kimseler onlar. Doğada ben de huzurlu hissediyorum. Çünkü insanlar çok güvenilmez ve bencil oldular artık. Teşekkürler yorumunuz için. :)

      Sil
  13. Gerçekten de çevremizin korunması adına her türlü farkındalık güzel bence.Çok teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu etkinliğe siz de katılın bence Fatih Bey. Sizden de güzel bir yazı çıkabilir diye düşünüyorum. Bu ara biraz uzak kaldınız sanırım. :) Beğenmenize sevindim, teşekkürler.

      Sil
  14. Doğayı tahrip ederek kendimize zarar veriyoruz, umutla yeşeren bir dünya dileklerimle, blogunuzu ziyaret edeyim dedim, çok hoş yazılar var takibe aldım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki aslında insan doğaya değil kendisine zarar veriyor. Ama maalesef bunu bile fark edemiyor. Bloğumuzu beğenmenize sevindim. Her zaman bekleriz. Teşekkürler. :)

      Sil
  15. Değindiğin noktalar çok önemli ve çokta güzel ifade etmişsin. Çok teşekkürler. :) Bende katılacağım bu etkinliğe :))))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Katılın tabii, eminim çok güzel bir yazı çıkacak ortaya. :) Beğenmenize sevindim. Teşekkürler. :)

      Sil
  16. son yazıma koydum bunuu. sen de zamanın olunca benim feriha hanımı okusan yaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Geldim geldim Deep'çim. Çok sağ ol paylaştığın için. :) Feriha Hanım'ı okudum. İyi gidiyor. Bakalım neler olacak. :)

      Sil
  17. Çok güzel bir etkinlik! En kısa zamanda yazacağım. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Etkinliğin konusu gerçekten güzel oldu diye düşündüm ben de. Tabii katılın. Biz de gelip zevkle okuyalım yazınızı. :)

      Sil
  18. Doğaya ve dahi insanoğlunun çarpık doğasına dair en can alıcı noktalara vurgu yapmış, tüm duygu ve düşüncelerime tercüman olmuşsunuz adeta. Bu yazıyı her duvara afiş olarak yapıştırmak lazım. Zira "insan"ın doğa anaya saygı duymayı öğrenmesi için sağlam bir silleye ihtiyacı var. işte o sille tam da bu yazınız. Ben çok beğendim. Kaleminiz zeval görmesin Sevgili Gülhan ve "umutlar yeşersin geleceğe" sevgiyle, saygıyla, adaletle...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için. :)Duygularınıza tercüman olduysam, ne mutlu bana. Evet herkes doğaya saygı duymak zorunda ve umutlar yeşersin diyebilmek için bunun başka hiçbir yolu yok. Sevgiyle kalın. :)

      Sil

Popüler Yazılar

Bizi Facebook'ta Takip Edin

Subscribe